01
Ağu
07

Yalancı Çobanın Hikayesi…

Selam,

Bir süre önce internet üzerinde bir araştırma yaparken rastlantısal olarak bulduğumuz ve sonrasında Yavuz Kaynar ile karşılıklı görüştüğümüzde kendisine gösterdiğimiz bu yazıya kendisi ” Bu yazının devamı var asıl herşey devamında var ” demesinin sonrasında yeniden bir araştırma veee yazının tamamı. Yazıyı biliyorsunuz bu alanda daha önce yayınladım. Kısa bir açıklama ile birlikte. Yavuz Kaynar bu yazıyı 18 Nisan 2007 tarih ve saat 01:35 kendi bloğunda yayınlamış ve sonrasında silmiştir. Yalnız sanırım ya unutuyor ya da özellikle bilinçli olarak yapıyor. Google üzerinde yayınlanan hiç bir şey tümüyle silinmez. Mutlaka cache üzerinde kayıtlı kalır. Bu da Google’un azizliği işte.
Aşağıda bu yazıyı 10 madde altında inceledim. Bu yazı Yavuz Kaynar için yazacağım son yazı. Bundan sonraki süreçte Yavuz Kaynar ismini ve cismini yaşamımdan çıkartıyorum. Önümdeki yaşam sürecinde bu şahıs hiç bir şekilde benimle birlikte olamaz. Neyse…
Şimdi sizi gerçekleri ve yalanları son bir kez okumaya davet ediyorum. Buyrun okuyun.

Saygılar…

 

 

1 - ” Çoğunuzun bildiği gibi, ElmaSuyu’nun yeni yapılanması sonrası yeni bir yönetim oluştu. Bu yönetimin oluşması sırasında, daha doğrusu sitenin yeniden yapılanması sırasında oluşturulan manifestoyu, cümle cümle, kelime kelime, harf harf üzerinden geçerek hep birlikte oluşturduk. En ciddi tartışma Grafik Programları ile sitenin ilişkisi üzerine idi. Herhangi bir şekilde grafik tasarım programlarına ilişkin bölümün olmaması fikrinden, genel bir Yazılım bölümü (Apple ve diğer 3.parti yazılımlar ile ilgili tüm sorunlar ve öneriler için… başlığı altında toplayarak) oluşturulması ve yine bunun yanında Yardımlaşma bölümünün bu amaç için de kullanabilmesine izin verme noktasında birleştik.” demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

ElmaSuyu yeni yapısıyla açılmadan önce son olarak Taksim İstavrit Cafe’de yaptığımız toplantıda Hüseyin Usta daha önceden hazırlayıp yanında getirdiği sitenin Vizyonunu, Misyonunu ve dahi herşeyin yazılı olduğu dökümanı karşılıklı olarak birebir ve satır satır gözden geçirdik. Akış gereği sıra ” Forum Planı” bölümüne geldiğinde GRAFİK & AUDİO & VİDEO başlığı altında ” Mac üzerinde grafik programları ile ilgili tüm sorunlar ve öneriler için… ” başlığı okunduğunda olaya Özkan Özcan’ın itirazı oldu. ” Bu konuyu buradan kaldıralım. Grafik programları ile ilgili bilgi almak isteyen kişiler Adobeeğitim sitesine gelir sorularını ve sorunlarını burada çözme yolunu arar ” türünden sözleri ve o an yüz ifadesinden çıkarttığım rahatsızlığı sonrasında kendisine ilk itiraz eden kişi olarak ” Bu tür bir şeyin olamayacağı ve sitenin üyelerinin bir başka siteye yönlendirilmesinin olmaması gerektiği ve aynı zamanda zaten üyelerin Adobeeğitim sitesini sıcak bakmadıklarını ” belirttim. Konunun açmaza girme ve benim duruma itiraz etmem sonrasında konunun bu şekliyle ElmaSuyu sitesi üzerinde kalmasına, bu durumun daha sonraki süreçte tekrar görüşülmesine ve şimdilik uzamaması için askıya alınmasına karar verildi. Bu yöndeki itirazımı söylediğim dönemde Adobeeğitim üzerinde aktif olarak bulunmakta ve elimden geldiği ölçülerde, bilgim çerçevesinde ilgili sitenin üyelerine bilgi aktarmaya devam etmekteydim. Durumun bu şekilde olmasına karşın kesinlikle ElmaSuyu üyelerinin Adobeeğitim sitesine bu anlamda yönlendirilmesinin gereksiz olduğunu o dönem olduğu gibi daha sonrada kesinlikle kararlı bir şekilde savundum. Bu yazıları yazarken önümde açıp baktığım metinlerin üzerinde de bu duruma ait o dönem aldığım notları da okuyarak Yavuz Kaynar’ın belirttiği gibi bir durumun olmadığını hafızamın beni yanıltmasına izin vermeden gördüğümü de belirtmek isterim. Bunun yanında yukarıda yazıldığı gibi konunun üzerinden harf harf veya satır satır geçme durumu yalnız Hüseyin Usta ve benim tarafımdan olmuştur. Meydanı boş bulup salmamak ve İnsanların balık hafızasına sahip olduklarını düşünmemek sanırım durumun ve olayın sağlıklı değerlendirilmesi için bir ön koşul olsa gerek. Yavuz Kaynar her durumda olduğu gibi bu durumda da benim iyi bir aşivci olduğum düşüncesini aklından çıkartmakla her dönem yaptığı yanlışlıklar zincirine bir halka daha eklemiştir. Sonuç olarak bu konu anlaşmayla ya da herhangi bir uzlaşmayla sonuçlanmamıştır. Daha sonra görüşülmek üzere rafa kaldırılmıştır. Bu rafa kaldırılış, ondan sonraki süreçte daha başka şeylerin rafa kaldırılmasına da yol açmış ve rahatsızlıkların ana nedenlerine zemin hazırlar duruma gelmiştir. Üyelerinin çoğunluğunun tasarımcı olması gerçeğini bir kenara iten düşünce yapısı amaçla aracı birbirine karıştırmanın, olması gereken ve en azından küçümsenmemesi gereken bu durumu bir kenara itip sanal maceralar peşinde koşmayı kendisine ana ilke edinmiştir.

 

2 - “Bunun yanısıra, grafik alanı dışında Mac kullanıcılarının (bakkal, kasap, tüpçü, sütçü) site üzerinde bulunulması konusunda, herhangi bir eleştiride bulunulmadı. Kaldı ki bunun gerekliliği konusunda da zaten hemfikirdik. Yine kaldı ki, başka platformlarda, insanlara tüpçüsün sen anlamazsın anlamına gelecek sözler söylendiğinde, en çok karşı duruşu, o an ElmaSuyu’nun yeni oluşmakta olan yönetimine, yeni katılan bizler (Yavuz Kaynar ve Melih Yongacı) zaten göstermiştik (hatta özel sohbetlerde, diğer platformdan ayrılma nedenlerinden birinin de bu olduğu her defasında insanlara aktarılmıştı). ” demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

Yaşamında hiç bir zaman net bir tavır sergileyemeyen bir kişiliğe sahip olmaya aday olmanın ötesine geçmiş bu kişinin yapacağı türden bir açıklamaya güzel bir örnek bu paragraf. Kim, nerede, ne zaman, neyi net olarak söyleyememenin sıkıntısının yaşandığı bu satırlara açıklık getirmek sanırım konuyu bilmeyenler için güzel bir açıklama olacaktır. Bu sözü geçen tüpçü arkadaşımız ElmaSuyu’nda olduğu gibi konunun geçtiği o dönemde de Turkmac sitesinde akşamları can sıkıntısını gidermek ve mevcut sohbete kendince katılmak adına siteye takıldığında kendisini sitenin baş aktörü, camianın duayeni, her bir oto maydanoz, zirzop tayfası ( Bu tayfa şu an Yavuz Kaynar’ın Elma Kurdu e-light listesinde birlikte olduğu kişilerdir ), bu arkadaşımızın ben tüpçüyüm türü meslek bildirimi sonrasında ” Burası grafikerlerin bulunduğu bir Mac sitesi ve buraya gelen kişiler grafikerdir. Burada senin ne işin var ” türünden bir açıklama yapmışlardır. Bu yazı sonrasında forum alanında durumu şiddetli bir şekilde protesto eden kişi bendim. Hatta forum yazılarımın altına slogan olarak büyük tüp ve küçük tüp yazılarını yazan kişi de bendim. Orada ukalalık abidesi olan kişilerin bu davranışlarını kesin ve net olarak kendi görüşümü bildirmeme karşın Yavuz Kaynar sonraki dönemde izlediği politikanın ilk nüvelerini burada da uygulayıp aman ürkütmeyelim kazları, ne şiş yansın ne kebap tavrı ile eleştiriyormu yoksa rica mı ediyor’un belli olmadığı etliyi de sütlüyü de aynı kefeye koyan tavrı ile ikircikli duruşunu sergilerken sert ve ters karşı çıkışta bulunan kişileri de dikkate almak gerektiğini vurgulayarak aslında ne dediğini kendisinin bile anlamadığı okuyanların yorumuna tabi yazım tarzıyla sanırım kendisinin de duruma karşı olduğunu anlatmaya çalıştı. Oysa ki o dönemin durumu ile bu dönemin durumu birbirinden tümüyle farklıdır. Ben oluşturmayı düşündüğüm site üzerinde ” Bakkal, kasap, manav ” triosu türünden adamların salt Macintosh kullanıyor düşüncesiyle site üzerinde ellerini kollarını sallayarak dolaşamayacaklarını oluşturmayı düşündüğüm sitenin tasarımcı ağırlığı ile ortaya çıkması düşüncesiyle belirttim. Bu trio’nun Macintosh sahibi olamayacağı veya bu türden kişilerin siteye üye olamayacağı düşüncesiyle değil, önceliğimizin bu tür kişiler olmadığını ve bu tür kişilerin sitede birincil dereceden öncelikli üyeler kapsamında olmaması gerektiğini belirtmeye çalıştım. Şu anda da aynı düşüncedeyim. Tasarımcı önceliği olan bir site oluşturmak benim temel amacım. Amaaa bu site üzerinde Macintosh alma lüksüne sahip bir manifaturacı arkadaşımızın olması düşüncesi beni rahatsız etmez. Üstelik kendisini ilk tebrik eden de ben olurum. Bu ayrı bir şeydir, bu manifaturacı arkadaşımızın site üzerinde birincil derecede öncelikli kişi olması ayrı bir şeydir. Gelir katılır. Bunun dışında site üzerinde kendisine uygun bir yapı mantığı bulur ya da bulmaz, uyum sağlar ya da sağlamaz. Bu onun sorunudur. Çünkü bu site bir Kullanıcı Grubu sitesi değildir. Bu site Macintosh kullanan tasarımcıların sorunlarına çözüm yolları bulmaya yönelik çaba sarfeden bir platformdur. Yavuz Kaynar her zaman olduğu gibi yine sapla samanı birbirine karıştırma mahirliğini bu bölümde de göstermiş, döktüğü incilerin ise gerçek değerini bilememiştir. Anlamının ne olduğunu bilemediği konularda ise yorum yapmakta üzerine yoktur. Ne demiş atalarımız… ” Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır…”

 

3 - ” Bir başka sorun çıkaran konu da, diğer mac siteleri ile olan ilişki idi. Bunda da, şu an var olan yapıların hiçbirinin ElmaSuyu üzerinde tahakkümü olmadığı, olamayacağı, herhangi bir üst yapının bulunmadığı ve tanınmadığı, diğer yapıların hepsinin, ElmaSuyu ile aynı düzlemde olduğu ve gerektiğinde işbirliği yapılabileceği, bunun yanlış olmadığı sonucuna, bu ilişkileri tümden reddeden Melih Yongacı’nın da ikna edilmesi sonucuna ulaşarak bir ortak anlayış sağlanmıştır. demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

Bu konuların ve buna benzer diğer konuların konuşulduğu o gün İstavrit Cafe’de de ve sonrasında Hüseyin Usta’nın öncesinde bize sormaya bile gerek duymadan görüşmeye davet ettiği ( Hemen belirteyim ben bu davet edilen kişinin konuyla alakasının olmadığını Hüseyin Usta’ya o an söyledim. Ortada soğuk bir hava esti. Cem Yener arkadaşımız da bana katıldı. ) Ahmet Karakurt ile yine Beyoğlu’nda bir kebapçı’da yediğimiz akşam yemeğinde Ahmet Karakurt’un tüm şartlanmışlığı ile geldiği ve Hüseyin Usta’nın yazmış olduğu Sitenin genel tanıtımı yazılarını okuduktan sonra ” Bu siteye bu mantıkla 30 kişi bile üye olmaz ” diye aklı sıra kehanette bulunduğu ve bu söze karşın benim ” 3 kişi bile üye olmayacak olsa bu yapı bu mantıkla oluşturulacak ” diyerek karşı görüşü ” Öyle değil mi Hüseyin ” diyerek Hüseyin’e de onaylatmam sanırım ElmaKurdu ve onun gibi düşünen ve davranan kendilerini bu camiada önemseyen diğer kullanıcı grubu mantığı çerçevesindeki kişilere olan bakış açımı açık ve net bir şekilde ortaya serer. Gerek o toplantıda gerekse ondan sonraki süreçte hiç bir zaman ve hiç bir şekilde bu sözü geçen gruplarla ve yapılarla ortak hiç bir düşüncemin olmadığını hatta kendileriyle ortak platformda yani aynı düzlemde olma düşüncesinde bile olmadığımı düşüncemi daha da ileri götürerek bu yapıları kesinlikle tanımadığımı hiç kimseden çekinmeden açık ve net bir şekilde kişilerin yüzlerine söyledim. Elma Kurdunun üst bir kimlik veya yapı olmadığını söyleyen kişiye de onunla aynı ” Seçilmiş Elma Kurtlarının e-light listesinde” bulunan Selçuk Yılmaz Elma Kurdu listesinde bir üyenin birleşme bütünleşme, güçlerin ve bilgi birikiminin aynı potada eritilmesi düşüncesine kesin ve net bir yanıt vermiştir.

 

Bu söylediğiniz mümkün değil…

Elmakurdu diğer site/forumların üst kimliğidir…

Gerekli açıklamayı Ahmet yapacaktır…

Selçuk Yılmaz. Tarih:

09 Mayıs 2007 Çarşamba

İlgili Link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-May/009911.html

 

Bu açıklamayı yapan Selçuk Yılmaz sanırım ne demek istediğini ve bulunduğu konum gereği düşüncelerinin ne anlama geldiğini bilmektedir. Durumu her zamanki gibi idare etmeyi kendisine meslek edinmiş Yavuz Kaynar ise diğer konularda yaptığı gibi bu konuda da medeni cesaretini toplayarak ortaya çıkıp ” Kral Çıplak ” diyememektedir. Yaranma güdüsünü kendisine amaç edinenlerin genel tavrı ile ortada her kafası çalışanın net bir şekilde görebileceği bu durumu üstlendiği görev gereği ( Sitelerarası Koordinasyon Sorumlusu ) idare-i maslahat mantığıyla geçiştirmeye hatta beni benden iyi tanıyor modunda davranarak ta aslında olmayanı olmuş gibi göstermeyi aklı sıra becerebildiğini göstermeye çalışmaktadır. Bence bu davranışıyla gerçeklerden ne kadar uzak bir düşünce yapısı içerisinde kendi hayal aleminde yaşayan bir kişilik göstergesi sergilemektedir. Ayaklarınız biraz yere değsin beyefendi. Suyun sizi ıslatmasından korkmayın. Biliyorsunuz ki su hayattır…

 

4 - ” Başka ufak tefek pürüzlerin de giderilmesi sonucu ElmaSuyu manifestosu yayınlanmıştır. Kimiz, neyiz, ne yapmak istiyoruz, bunun için neler yaparız konusundaki her soruya en geniş anlamda yanıt verilmiştir bu manifestoya. Sonrasında gelişen süreçte, bir çok konuda yönetim içi oluşturulan mail listesinde (bazıları buna Derin ElmaSuyu diyor, sanki yönetimin kendi arasında bir iletişim ağı kurması suçmuş gibi) zaman zaman sert tartışmalar, yeri geldiğinde kavga boyutuna varabilecek anlaşmazlıklar baş göstermiştir. Her heterojen yapının içerisinde oluşabilcek doğal sonuçlardır bunlar. ElmaSuyu üye profilinin homojen olmadığı gibi, yönetimin de homojen olması beklenemez. Ancak dışarıya karşı homojen duruş konusunda bir farklılık olmamasına çalışılmıştır. İç düzeyde en büyük kavgayı ederiz ama dışarıya bunu yansıtmayız. En büyük kavgaları veren, yönetim içerisinde sürekli eleştirilerde bulunan, her bir yönetim üyesi için acımasız eleştirilerde bulunanların başında, zaman zaman büyük anlaşmazlıklara düştüğümüz için ben gelmekteyim (hala da bu anlamda muhalif ve eleştirelim). Ancak eleştirmekle yıpratmak arasındaki ince ayrımın da farkındayım. Herşeyin daha iyi olması için yapılan bu tartışmalara rağmen, genel olarak dışarıya karşı homojen duruş sağlanmıştır. Melih Yongacı’nın sohbet alanı üzerinden AdobeEğitim sitesindekilere yönelik “hepsi gerizekalıdır” ve diğer macintosh sitesi yöneticilerine yönelik “Kaz” göndermeleri bu durumun dışına çıkıldığı bireysel çıkışlar olarak göze batmıştır. AdobeEğitim için söylediği sözlere ilişkin yönetim içerisinde yapılan tarıtışmalar sonucu bir ortak nokta bulunamamışsa da, en azından daha ileri boyutlara ulaşan durumlara izin verilmemiştir. “Kaz” göndermesi ise daha farklı sonuçlara varmış, başka platformlarda Melih Yongacı üzerinden ElmaSuyu’nun yargılanmasına çalışılmıştır. Ancak o platformlarda buna izin verilmemiş, o platformların Melih Yongacı’yı yargılamak gibi bir yetkilerinin olmadığı kendilerine iyice ifade edilmiştir. Çünkü Melih Yongacı sorunu, ElmaSuyu’nun kendi iç meseledir ve bir başka kurumu asla bağlamaz. Ancak oluşan durum, enerjinin gereksiz yere harcanmasını getirmiştir. demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

Öncelikle şu Derin ElmaSuyu konusuna değinelim. Bu sözü ilk olarak daha sitenin yönetimine girmediğim dönemde beni yönetimin yazışma listesine davet ettiklerinde Yavuz Kaynar’ın kendisi söylemiştir. ” Derin ElmaSuyu’na Hoşgeldin… ” Kişi kendi sözünü başkası söylemiş gibi gösterince daha mı gizemli oluyor bunu hep merak etmişimdir. Sitenin yönetiminin homojen değil de heterojen olmasına gelince… Bu konu ile ilgili olarak daha öncesinde yönetimin mail-listine attığım bir yazıda olsun site üzerinde forum alanında yazdığım yazıda olsun sürekli yönetimin ve sitenin üyelerinin en azından bir ortak görüş etrafında birleşmelerinin zorunluluk olduğunu site üzerinde kişilerin kendilerine özgü siyasal, sosyal, kültürel yaklaşım biçimlerinin site üzerine taşınmaması gerektiğini kesin ve net bir dille belirtmiştim. Bu anlamda durumu ortak düşünen insanların ortak mekanı olmaktan çıkartıp herkesin her konuda farklı düşündüğü ve bu düşüncesini de her ortamda yeri geldiğinde belirttiği bir şekilde yansıtmak en basitinden bu sitenin yönetiminin içerisine düştüğü bir zaafiyet olarak algılanacaktır. Yönetim denen şeyin mantığının kavranamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bu düşünce yapıyı oluşturan kişilerin ortak durumda ortak tavır almamalarının kılıfından başka bir şey değildir. Her dönemde kendi düşüncelerimden haklı bir gerekçe gösterilme durumu olmadan hiç bir şekilde taviz vermeyeceğimi ve gerek Elma Kurdu gerekse Turkmac Forum gibi sitelerin yönetimlerini dikkate almayacağımı bildirmeme karşın sırf birilerinin gönlü olsun torba dolsun mantığıyla hareket edemezdim. Etmedim de. Karşı çıktığım konuların neler olduğuna gelince; Elma Kurdu’nun üst kimlik olmasını kesinlikle kabul etmedim ve etmeyeceğim. Bu yapı içerisinde kendilerine e-light diyen kişileri dikkate almadım ve almayacağım. Görüntüde kişilere yardımcı olma mantığı içerisinde olan aslında ise kişileri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için her dönem ve her durumu kendilerine amaçlarına erişmek için kullanmak düşüncesinde olan bu kişileri bağlı bulundukları yapıyla birlikte red ettim ve red etmeye de devam edeceğim. Öngörüde bulunduğum bir çok durumun ve konunun daha sonraki süreçte gerçekleşmesi de bunun önemli bir kanıtıdır. Bu adamlara güvenmediğimi hatta bu adamların gelişmenin önündeki en büyük engeller olduğunu, bunların bulunduğu yapı içerisinde olmanın ise Macintosh kullanıcılarına ihanet olduğunu sürekli belirttim ve belirtmeye devam edeceğim. Daha düne kadar bulundukları Elma Kurdu yönetimindeki konumlarını kendi üyelerine açıklamaktan korkan bu kişiler benim açıklama yapacağım düşüncesinden hareketle ” Yavuz Hırsız Ev Sahibini Şaşırtır ” mantığı çerçevesinde içerisine düştükleri telaş ve acelecilikle bir takım durumları açıklama gayreti içerisine düşmüşlerdir. En basitinden bu durum bile ortada var olan gerçeğin bir şekilde üzerini örtme telaşından başka bir şey değildir. Mevcut durumu ana hatlarıyla açıklamaya başladığımızda ise içlerine düştükleri telaşı üyelerle kafakol ilişkisi çerçevesinde değerlendirmişler ve bu tür açıklamaları yapmamam konusunu gündeme getirmişlerdir. Bu durumla birebir örtüşen şu söz sanırım mevcut duruma oturacaktır. Ne demiş atalarımız ” Korkunun Ecele Faydası Yoktur “

 

5 - ” Başka platform yöneticileriyle ilgili kavgasını, ElmaSuyu üzerinden ve peşine ElmaSuyu’nu katarak yapma çabası, başka platformlara değil ElmaSuyuna zarar vermiştir. Kavgasının haklı olup olmadığı konusunda bir şey söylemiyorum (ki bu bile tartışılabilir). demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

Kendi durumunun ve bulunduğu kariyerinin telaşına düşen Yavuz Kaynar tam da kendisine özgü bir açıklama yapmıştır. Konunun geçtiği her iki yazımda da kişilerin kendilerine söylediğim bir şey vardır. ” Karışmayın. Karışırsanız eğer siz de arada bu durumdan nasibinizi alırsınız. ” Ama kime söylüyorsun, söylediğin kişi söylediğinden ne anlıyor bu önemli. Her bir durumu kendisine vazife edinmiş bu arkadaşlar sohbet alanından Adobe üyelerine söylediğim sözü ( ki bu söz gerizekalı değil, aptaldır şeklinde olmuştur söylediğim bu sözde de haklıyım ) psikolojileri gereği üzerlerine alınmışlar hatta bu konuda yazı yazmayı ve anlamsız açıklamalarda bulunmayı kendilerine görev edinmişlerdir. Adobe üyelerine karşı söylediğim söz olsun Kazım Taşkın denen kişinin ukalaca davranışı sonrası yazdığım yazı olsun her ikisinde de duruma kesinlikle dahil olmamalarını önemle rica ettiğim bu kişiler ( Yavuz Kaynar ve Hüseyin Usta ) gerek yönetimin kendi listesinde ve gerekse Turkmac Forum’un listesinde zevahiri kurtarma telaşı ile ve daha sonraki dönemde gelinecek noktanın sinyalini verir tarzda yazılar yazmışlardır.

 

 – Böyle bir çatışma asla olamaz. Yöneticiler gelip geçici, üyeler ve kurumlar esas olandır…

Hüseyin Usta.

Tarih 22 Şubat 2007

İlgili Link: http://turkmacforum.com/forum/index.php/topic,50.30.html

 

Yazı ilgili linkin bulunduğu sayfanın son yazısıdır. Diğeri ise daha öncesinde Turkmac.com sitesinde bir dönem kanlı bıçaklı olduğunu söylediği kişi ile al takke ver küllah modunda ve yüklendiği siteler arası koordinasyondan sorumlu devlet bakanı modunda ” Hiç bir şekilde işim olmaz ” dediği Cahil kişi ile derin sohbetlere ve hatta başkasından aldığı bilgi ile derin sohbetlere dalmıştır. Yüzüme karşı işim olmaz dedikleri kişilerle daha sonrasında tartışma ortamı yaratılmasını sanki fırsat bilen bu kişilik, benim tartıştığım kişilerle samimi olmayı ve enseye tokat modunda yazışmalar sürdürmeyi kendisine ilke edinmiştir. Sonrasında da utanmadan bu şekilde bir yazı yazıp kendisini oluşan bu durumdan tereyağındaki kıl becerikliliğiyle sıyırmaya çalışmaktadır. – Eee ne yapalım senin bu kavgacı tavrın bizi o kişilere karşı uzlaşmayı yaratmak için tavizci olmaya zorladı… türünden düşünceyi ancak konudan bir haber durumunda olanlar yutar. Bu durum için de uygun bir söz bulalım dimi… ” Kavgada araya giren sopayı yemeye razı demektir “

 

6 - ” Yönetim ve ElmaSuyu işleyişine ilişkin eleştirilerimiz zaman zaman ve çoklukla bizi (Melih ve Yavuz) ichat ya da msn üzerinden durum değerlendirmesi yapmaya itmiştir. Çokça kızıp gitmeyi düşündüğümüz anlar, yönetimin diğer üyelerine küfüre kadar varan kızgınlıklar sergiledik. Her defasında herhangi birimizin yaptığı eleştiriye, özellikle Hüseyin Usta tarafından ‘SİZ” diye başlayan yanıtlar verildi. Birimizin söylediği bir söz, her ikimize birden mal edildi, birimizin yaptığı (diğer üyelere göre) yanlış bir tutum, bir diğerimiz ayrı tutulmadan eleştirildi. Kısaca yönetimde Melih-Yavuz ve diğerleri ikilemi başlamıştı. Bu süreçte, ak’a ak diyemez olmuştuk. Söylediğimiz her söz, bambaşka anlamlar yüklenerek, ciddi bir tepkiyle karşılaştı. demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

Bu açıklama bir yere kadar doğru. MSN üzerinden yaptığımız durumu içeren konuşmalarda ilgili kişilere karşı bir çok durumu konuştuk. Bu konuşmalar içerisinde yeri geldi küfür de ettik. Amaaa bu durum Hüseyin Usta’nın ikimizi aynı kefeye koyup cevap vermelerinde bu şekilde olmadı. Bu şekilde cevap vermelerinde hiç bir zaman ne diyeceğimi bilemez duruma düşmedim. Her durum için bir fazlası ile vereceğim cevabı bulup gereken kişiye ya da kişilere verdim. Hatta ikimizin her konuda aynı düşünmediğimizi de gerektiği yerde gerektiği şekilde belirtmekten çekinmedim. Elma Kurtları ve onun doğal uzantıları olan Turkmac Forumcularına karşı hiç bir zaman tavizkar bir davranış sergilemedim. Gerektiğinde istenmediğim yerde de durmayacağımı açık ve net bir şekilde belirtmekten de çekinmedim. Yavuz Kaynar’ın ciddi tepki dediği şey her zamanki gibi aba altından sopa göstermenin bir santim dışına çıkmayan zevahiri kurtarma telaşının ürünü yazılardır. Bu yazılara gerekli cevabı gerekli yerlerde vermekten de çekinmedim. Yani Yavuz Kaynar ile bu konuda da aynı görüşte olmadığımızı ve kendisini benimle kıyaslamasının veya aynı kefeye konmasının kendisini ne kadar rahatsız ettiğini burada belirtmesinin ötesinde çok da kayda değer bir şey yaptığı söylenemez. Yapıcı eleştiri yapmayı uzlaşma noktası aramak olarak algılayan kişilerle hiç bir zaman aynı görüşü paylaşmadığımı kendisine de başkalarına da her zaman sert bir üslupla belirttiğimi anlatmama sanırım gerek yok. Bir kere düşüncem gereği hiç bir zaman benimsemediğim bir şeyi kabul etmek gibi bir yaklaşımım olmamıştır. Yavuz Kaynar burada da öncesinde olduğu gibi kendi kişisel kaygılarını benimle eş tutmaya çalışmanın ötesine geçememiştir. Olmuyor Yavuz bey, kızgınlık ve tepki sizin genel yapınıza uymayan bir durum bir kere. Bu sözlerinizle ancak kendinizi ve MSN üzerinden gece gündüz demeden yazıştığınız kişileri kandırabilirsiniz.

 

7 - ” Seminer kararları alınmıştı. İlk seminer konusu ve yer durumu ortaya atıldığında, zamanlama konusu sıkıntısı tartışılmıştı. Ancak bu süreçte Melih Yongacı’nın yine diğer platformlar’ın katılıp katılmaması söz konusu olunca, şiddetli karşı duruşuyla kilitlenen bir süreç yaşadık. Orta bir yol bulmaya çalışmaktansa, kendi doğrularını dikte etmeye çalışması, yönetimin diğer üyelerin (bu arada yönetimin diğer üyeleri derken çoğunlukla Hüseyin Usta’yı algılayabilirsiniz) Melih Yongacı’ya ‘ve dolayısıyla bana) karşı daha ketum ve anlayışsız davranmasının zeminini hazırladı. Kitlenen seminer tartışmalarında, üzerinde görevleri olanların da görevlerini yerine getirmemesi, bizi farklı bir arayışa itti ve hafta sonları toplandığımız Kervan Kafe’de, seminer yapma kararı aldık. Seminer tarihi konusunda bildirilmesi gereken sürenin geçmesi üzerine, yönetim listesine, tarih gün ve konusu belli olan, bir seminer duyurusunu emrivaki yaptık. Zaten gerilmiş olan sinirler, bu süreçle iyice yay gibi oldu. Kervan kafede seminer yapmanın ciddiyetsizliği üzerine başlayan tartışmalar, Yavuz-Melih ikilisine karşı iyice belirgenleşen bir karşı duruşun göstergesi oldu. Bu tartışma süreci sonunda, bir orta nokta yakalanmış, Bilimer ile konuşulmuş ve elde nazır olan Font yönetimi ve Türkçeleştirme konusunda Ümit Yongacı’nın seminer vermesi kararlaştırılmıştır. demiş…

 

Cevap Veriyorum:

 

ElmaSuyu sitesine üye olan kişilere özel seminer yapılması düşüncesini ilk ortaya atan kişi benim. Eylül 2006 tarihinden başlayarak sürekli her görüşmemizde veya her yazışmamızda dönem dönem üyelere yönelik eğitim seminerleri verilmesi düşüncesini ortaya her attığımda anlamadığım bir şekilde ve çeşitli gerekçelerle ( Önümüz Ramazan Bayramı, Yılbaşı yaklaşıyor, daha konu belirlemedik ) gibi anlamsız karşı çıkışlar süreci yaşadık. Kendimce yaptığım durum değerlendirmesinden sonra Yavuz Kaynar’a bir an önce seminerlerin başlatılması gerektiğini bir Cumartesi günü yapılan toplantı sonrasında arkadaşlar gittikten sonra yaptığımız aşağı yukarı 1 saatlik bir konuşmada aktardım. Hatta pazartesi günü bu konu ile ilgili bir yazıyı yönetime atacağımı da belirttim. Daha öncesinde Bilkom toplantı salonunda yapalım diye öne sürdüğüm toplantıyı tasarım programlarını ele alarak Kervan Cafe’nin yan tarafındaki alt katta yapmayı ve Yavuz Kaynar’ın Barko’yu ben bulurum sözü üzerine Kervan Cafe’nin sahibi ile konuşarak izin aldık ve yönetime yazı yazma işini de Yavuz Kaynar ben uygun bir dille yazarım sen yazarsan kavga çıkar sözü üzerine kendisine bıraktım. Pazartesi günü yönetime yazının yazılması sonrasında Hüseyin Usta inanılmaz bir şekilde karşı çıktı. Sitede bu tür bir seminerin duyurusunu yaptırmam engellerim türünden bir yazı bile yazdı. Manifestosunda üyelere düzenle her ay eğitim ya da seminer sözü veren bir düşünce yapısının temsilcisi bir anda iplerin elinden kaçacağı korkusuyla mevcut durumun önüne engel koyacağını açık ve net bir şekilde belirtti. Yaşanan tartışmalar sonrasında Özkan Özcan’ın semineri ben veririm konumuz da ” itunes ” olur, seminer programını da şu şekilde belirledim türünden açıklamaları ve seminer tarihini de 3 gün sonrası için Bilimer’den aldım yazısına karşı çıktım. Bu tür bir şeyin aceleye getirilmemesi gerektiğini ve en az 15 gün öncesinden duyurulması gerektiğini belirttim. O zaman ne haliniz varsa görün ben karışmıyorum cevabıyla birlikte seminer durumu yine bilinmez bir tarihe sarkacakken benim Hüseyin ile görüşmem sonrasında seminerin Şubat ayında olmasına ve ısrarımla konunun da ” Fontların Yerelleştirilmesi ” konusu olmasına karar verildi. Bu arada durumu sonradan öğrenen Yavuz Kaynar ise Hüseyin’in gösterdiği tepkinin bir benzerini göstererek duruma kayıtsız kalacağını hatta belki de gelmeyeceğini belirtmiştir. Bu arada belirtmeden geçmeyelim. Seminer için organizasyon yapan kişi olarak sorumluluğu üstlenmem bazı kişilerin hoşuna gitmemiştir. Abartmadan ve hiç bir kişisel gurur yapmadan söylüyorum 15 gün boyunca ortada var olan durumun ciddiyetine uygun bir şekilde davranıp Ümit Yongacı ile birlikte verilecek olan seminer konusu üzerinden bir çok kez geçip ortaya bu güne kadar kimsenin red edemeyeceği bir seminer konusu çıkarttık. Hatta bu arada konuyu belirledikten sonra Yavuz Kaynar’dan öğrendiğim Elma Kurtları ‘da aynı konuda seminer verecekler durumu yaptığımız hazırlığın önemini bir kat daha arttırdı. Durum öyle Yavuz Kaynar’ın anlattığı gibi basit bir durum olmanın çok ötesinde camianın hiç bir zaman aklından çıkartamayacağı ve hatta birilerinin yıllardır uğraşıp ta hala çözemediği bir konuyu masaya yatırmanın belki de beceremesinler diye içlerinden geçirdikleri bir durumun ortaya çıkış sürecidir. Bu süreç alnımızın akıyla tamamlanmış, konuya yaklaşımımız ve gösterdiğimiz ciddiyet bazılarını korkudan titretmeye yetmiştir. İşin tuhafı biz onlara bizim yaptıklarımızdan korkmanıza gerek yok. Bu çalışma bizim babamızın malı değil, çalışmayı isteyen herkesle paylaşabiliriz diye üzerine basa basa konuşmamıza karşın o kişiler her nedense o saatten sonra bizi kendilerine rakip, düşüncelerine muhalif, yapmak istediklerine karşı engelleyici birer unsur olarak algılamaya başlamışlardır. Bu davranış kendisini seminer öncesinde ve seminer sonrasında net olarak göstermiştir. Aklıma gelmişken belirtmeden geçmek istemiyorum. Seminer sonrasında Hüseyin Usta ile yazışmamızda kendisinin bana bundan sonraki seminerler için Ahmet abi ile konuştuk birbirimize destek vermeyi kararlaştırdık şeklinde bir yazı yazmaya kadar itmiştir. Ne kadar tuhaf bir durum dimi Yavuz Kaynar. Ahmet abiniz söylüyor sizin etekleriniz tutuşuyor… Nerde kaldı sizin bağımsızlığınız. Yoksa siz bunu bağımsızlık olarak mı algılıyorsunuz. Sen ” Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ” filmini seyretmişmiydin?

 

8 - ” Seminer sonrası oluşan durumda ise, seminer konusu olan Font Türkçeleştirme konusunda, daha önce bu konuda çalışma yapmış olan başka insanlarla kavga süreci başladı. Konunun TürkMac sayfalarına taşınması ve burada bence yanlış tartışma ahlakının kullanılması sonucu, ElmaSuyu yine bu kavganın içine taşınmaya çalışılmış, ama gelişen durum ElmaSuyu’nun kendisini savunma konuma sokmasına neden olmuştur (tartışmalar, yapılan iş temelli olmaktan çıkmış, kişisel hakaretlere varmıştır). Aynı dönemle eşzamanlı olarak ElmaSuyu sohbet alanında “Kaz” krizi yaşanmıştır. demiş…

Cevap Veriyorum:

Duruma konu olan site yani Turkmac Forumun açıldığı haberi 29 Aralık 2006 tarihinde Hüseyin Usta’ya geldiğinde ve kendisinin durumu bize ” sizi de aramızda görmek istiyoruz ” diyorlar diye bildirdiğinde aynı gün ve hiç tereddüt bile etmeden ” Melih Yongacı ” kullanıcı adıyla bildirimden 15 dakika sonra Turkmac Forum sitesine üyelik başvurusunda bulundum ve üyeliğimin kabul edildiği tarafıma bildirildi. O tarihte ortada ne seminerin ne zaman yapılacağı ne de hangi konu üzerine yapılacağı durumu söz konusu bile değildi. Herhangi bir önyargı olmadan hatta ilgili kişilerle herhangi bir husumetimin olmasının ortamının bile olmuşmadığı ve hiç bir şekilde bir önyargı durumunun kendi üzerimde var olmadığını burada belirtmeme sanırım gerek yok. Hatta ilgili kişilerin oluşturduğu yeni sitenin üyesi olmanın bana kazandıracağı herhangi bir niteliksel sıçramanın olmayacağını bilmeme karşın yönetimde olmanın nezaketli davranma mantığı gereği ve ilgili kişilerin üzerinde herhangi bir önyargı oluşturmama düşüncem nedeniyle üye oldum. Gelişen süreç ve oluşan seminer sonrası ElmaSuyu üzerinde seminer konusunun yayınlanmasıyla birlikte durumu ilgili sitedeki arkadaşların da bilmesi ve konuyu incelemesi adına Turkmac Forum sitesine konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm bir Forum başlığına durumu belirten ve seminer notlarını içeren yazının olduğu ElmaSuyu linkini veren bir yazı yazdım. Sonrasında durumu 7 nolu başlık altında değerlendirdiğim şekilde gelişmeler oldu. Bu arada ElmaSuyu sohbet alanı üzerinde gelişen bir ” PortakallıÖrdek ” sohbeti sonrasında ki konuyu açan ben değilim. Ben sadece açılmış konuya dahil olan kişiydim. Kazım Taşkın’ın o güne kadar hiç bir şekilde gelip katılmadığı ve nedense benim foruma yazı yazmamdan sonra gelip üstelik te ukalaca yazı yazması ve o yazıya ” Siz kimsiniz? Ne için böyle yazıyorsunuz ” diyen Zuhal arkadaşımıza bile cevap yazma nezaketini göstermemesi bardağı taşıran damla oldu. Bu arada arkaplanda Yavuz Kaynar ile MSN üzerinden aynı anda yaptığımız konuşmada kendisi bana ” Kazım sohbete katıldı, kullanıcı sorumlusu olarak bir Hoşgeldin de…” demesine ” Ben demem, istiyorsan sen de. Kurtçuklar birbirinizi selamlayın…” türünden bir karşılık verdiğimi bugün bile hatırlıyorum. Sonrasında benim o meşhur yemek tarifim ilgili ilgisiz neredeyse hemen hemen ( Yavuz’un bana söylediği 20 kişi telefonla Hüseyin’i aramış ) bütün Kurtçukların ortak tepkisi sonrasında ve benim o sohbet yazımı kaydetmediğime yanmam durumunu yani ilgili sohbet yazılarının Hüseyin’in Yavuz’u araması sonrasında Yavuz tarafından silindi. Ne ben ne de Yavuz o ilgili yazıların kopyasını almadık. Söylenen o ki o yazılar bir tek Kazım Taşkın’ın kendisinde varmış. Yazık caanım Portakallı Ördek tarifi güme gitti. Bu güne kadar yapmış olduğum sanırım en iyi yemek tarifiydi… Neyse. Bu arada ilgili konuya dönecek olursak, Turkmac Forum üzerinde Ümit Yongacı’nın sorular sormasıyla başlayan tartışma ortamı ve yazdığım yazı nedeniyle benim Turkmac Forum’dan sonradan öğrendiğim kadarıyla Selçuk Yılmaz tarafından atılmam ve Ümit Yongacı’nın yazdıklarına Elma Kurtlarının dahil olması sorulanlara cevap vermek yerine anlamsız ve tuhaf kişilik savunmalarına girilmesi, hatta o sorulan soruları sanki ben soruyormuşum gibi tavır alınması ve CV yazmalara kadar varan bir tuhaflıklar manzumesi sonrasında duruma bizim iki kafadarın da şaheserhane yazılarıyla katkıda bulunmaları ve ” Siz merak etmeyin. Biz en kısa zamanda o şahıs için gereken şeyleri yaparız. Siz konuyu uzatmayın biz onun ağzının payını veririz türünden yazılı açıklamalar ve ilgili sitedeki koyunların durumu destekleyen anlamadan dinlemeden salt yazmak için yazmak durumunda oldukları akılları sıra yol, yöntem ve kural öğretmeye kalkan yazılarıyla anlamsız bir bataklığa sürüklendi. Tartışmanın üslubunu kimseden öğrenme gibi bir durumumuzun olduğunu düşünmedim, düşünmeyeceğim de. Tartışmanın ahlakı mantığını da yazılan yazıları okuyanlar görecektir ki karşılıklı yalaklaşmak olarak algılamak benim mantığımın almadığı ve almayacağı bir durumdur. Bu güne kadar ” Aman ürkütmeyelim kazları ” düşüncesi çerçevesinde hareket eden kerameti kendinden menkul beylerin çizdiği sınırlar çerçevesinde hareket etmek sanırım tartışma ahlakı olsa gerek. Bunun dışına çıkıldığı zaman ise tartışma ahlakı ortadan kalkıyor öyle mi? Şaşarım ben sizin gibi düşünenlerin aklına. Ne demiş atalarımız ” Kişi düşünceleri çerçevesinde vardır. Nasıl düşünüyorsa öyle davranır…” Ondan sonra Yavuz Kaynar’a yalaka deyince bozuluyor. Bozulmayınız beyefendi davranış tahlili yaptığımızda sonuçta gelinen nokta ne yazık ki bu. Biz sadece size karşı ayna olma görevi üstlendik o kadar. Aynaya baktınız kendinize kızacağınıza bize kızdınız. Aynaya bakıp ta kendini gören ama bu durumu değerlendirmek yerine aynaya kızan kişiye ne denir bilemem. Aslında biliyorum ya neyse…

9 - ” Tam bu zamanlara denk düşen, yönetimin bize karşı ketum tutumu, Melihle sohbetlerimizde, bu işin artık yürüyemeyeceği, belki de yeni bir site kurmak gerekliliği düşüncesine bizi itti. Yine bir akşam yapılan bu sohbetlerden birinde (üçlü, zaman zaman dörtlü) BİZİMELMA fikri doğdu. Yapılan beyin fırtınası sonucu, bizimelma.com adı 1-2 saat içerisinde Ümit Yongacı tarafından satın alındı. Hatta hosting hizmeti alabileceğimiz uygun yerler dahi araştırıldı. Sitenin Joomla üzerinden yapılmasına bile karar verildi. Ümit’in joomla konusunda kendisini geliştirmesi vegerektiğinde ona benim bildiklerimi aktarmam konusunda da hemfikir olundu. Ancak bu proje, artık ElmaSuyu’nda bir şey yapamaz noktaya geldiğimiz anda hayata geçirilecek bir proje idi. Ümit’in evde kendi bilgisayarı üzerinden yaptığı deneme çalışmalarına da ilk üye olarak katkı verdim. Bu arada yönetimde Hüseyin Usta’nın daha yapıcı bir tutum içine girmesi, eleştirilere daha fazla kulak asması, benim zaten manifestosuna gönülden bağlı olduğum ElmaSuyu için biraz daha fazla umutlanmama neden oldu, hala eleştirel tavrımı koruyarak. Bu arada yaşanan gelişmeler ise, Melih Yongacı’nın projeyi yavaş yavaş insanlara anlatmaya başlaması, insanları ikna etmesi ve site çalışmasını internet üzerinde bir başka sitenin subdomaini olarak deneme yayınına açması ve bazı üyeler (yine deneme amaçlı) olarak almaya başlaması… (Tüm bunların farkına ben daha sonra varıyorum… Yapılan her iş yapıldıktan sonra bana link olarak atılıyordu.) Ve bildiğiniz süreç. Bu çalışmanın yönetim tarafından duyulması ve yönetimin siteyi koruma refleksiyle hareketi. Bu konuda düşüncelerimi ElmaSuyu Forumdaki Yönetimde değişim başlığında genişçe açıkladım. demiş… Cevap Veriyorum:

Kişilerin kendilerine söylediği yalanlar bir yere kadar hoş karşılanabilir. Örnek; dünyada benden daha yakışıklısı yok… Benden daha zeki birisini mumla arasalar bulamazlar… Her konuda bilgi sahibiyim hatta olacakları bile önceden kestirip duruma göre tavır geliştirebiliyorum… vb. Bu saydığım örnekler kişinin kendisi ile ilgili olanlardır. Bazı dönem kişi aynanın karşısına geçip kendi kendisine bu tür sözler söyleyebilir. Bu durum bizi direkt olarak ilgilendirmeyen hatta kişinin moral motivasyonunu güçlendirmesi açısından kişiye destek bile olabilecek nitelikte şeyler olabilir. Yani bu durum bizi bağlamaz. Amaaaa… kişi kalkıp bu durumu kendisi dışındakilere yazılı veya sözlü olarak aktarmaya hatta doğru olarak önce kendisini daha sonrasında ise başkalarını inandırmaya kalktığı zaman o kişiye ” DUR ” denir. Çünkü durum masumiyet sınırlarını aşmış artık art niyet ve çıkarcılık durumuna gelmiştir. Şimdi Yavuz Kaynar denen kişiye de aynı şekilde ” DUR ” demek bir zorunluluk olmuştur.

Bir kere benim siteden ayrılmayı düşünmeye başladığım tarih Kasım 2006’da başlamaktadır. O tarihte kendisine çeşitli kereler bu işin çivisinin çıktığını bu adamlarla hiç bir yere varılamayacağını sürekli söylemeye başladım. Kısa bir süre sonra ayrılabileceğimi de bu konuşmalarda belirttim. Kendisinin de rahatsız olduğunu bilmem nedeniyle paylaştığım bu durum daha sonrasında farklı zaman ve farklı neden olarak ortaya çıkınca buna eh yani ne desek acaba…. Bir kere herşeyden önce aynı konuda tam anlamıyla aynı düşünceler içerisinde hiç bir zaman olmadık. Yavuz’un sürekli uzlaşma arayan bir tutumu, uzlaşma olmadığı zaman ise ben giderim türü blöfleriyle bu süre kendiliğinden geçmiştir. 27 Aralık 2006 tarih ve saat 10:47 olarak yönetime gönderdiği yazı da bunun bir göstergesidir. Kısacası yönetimden ayrılıyorum kimse beni tutmasın, sizden de zaten adam olmaz türü yaptığı açıklama sonrasında bu durumu site üzerinde gücünü kanıtlamaya yönelik bir pazarlık unsuru olarak kullanmaya çabalaması ve öncelikle benim, sonrasında ise diğer arkadaşların Özkan Özcan hariç ” Nereye gidiyorsun yahu olmaz ” türünden destekleri ve özellikle de benim Hüseyin Usta ile yapmış olduğum yazışma sırasında Hüseyin Usta’nın bana:

Abicim kararı ile ilgili sanırım emin ve kararlı…
akşam yetkileri alacağım bilgin olsun bana geri dön bilgilendir…. lakin vesselam estirilen hava hiç hoş değil…
fazlaya kaçan bir durum var bu sitede tonla adam aktif görev aldı bıraktı lakin bu kadar velvele olmadı…. bi yere kadar duygusal bakarım lakin üye geğine dönmeye başladı ki hiç hoş deel….
tonla şey yazdık ettik konuştuk görmemezlikten geliyoruz lakin sürekli ayrı tutuyor kendini…
veseslam istirahat istiyor ise cidden yapacak bişi yok…. buradaki samimiyet kendini zaman içerisinde gösterir zaten ki ondan şüphemde yok…
lakin gitme gidiş biçimi tonla çelişkili yazı yazma biçimi felan çok uzadı uzamasın daha…..

türünden yazısına karşılık olarak:

Akşama kadar bekleyelim. Eğer herhangi bir gelişme olmazsa zaten ben sana bırakmadan tamam derim.
Her zaman söylüyorum. Yine söylerim. Kimse ama hiç kimse kendisini kurumun üstünde görmemeli.
Bu ben dahi olsam, sen dahi olsan değişmez benim için.
Eğer olay kasma noktasına gelirse keser atarım.
Yazarım bir yazı bitiririm durumu.
Bu akşam son. Saat 18.00
Oldu oldu, olmadı biter bu iş.

şeklinde yazdığım yazı sonrasında akşam saat 17:50’de kendisine şöyle bir yazı yazdım. ” 10 dakikan kaldı ne diyorsun. Hüseyin benden haber bekliyor. Gidiyor musun? yoksa kalıyor musun?…. Veee sonrası malum. İstifasının tek taraflı işleyen bir müessese olması durumu nedense birden unutulmuş ve ilgili arkadaşımız yaptığı istifa düzmecesini kişilerin yoğun istek üzerine geri almak zorunda kaldım durumuna getirerek ” Herkes beni istiyor ” mantığıyla tekrar yönetime dönmüştür. Şimdi bir kez daha düşündüğümde yapmış olduğun çabanın anlamsızlığını açık ve net olarak görüyorum. Neyse olan olmuş. Dövünmenin bir anlamı yok.

Bakın buraya kadar herhangi bir yeni site kurmak diye bir durum söz konusu bile değil. Pekiii bu durum ne zaman ortaya çıktı. Bu durumu ortaya atan kişi benim. Kendisine yeni bir site kurma fikrini söylediğimde olayın üzerine hemen atladı muhterem. Sonrasında bir akşam MSN üzerinden yapmış olduğumuz uzun konuşmada sitenin adını yine ben buldum. Hatta sitenin isminin elmalı bir şey olmasını söyleyen de kendisidir. Bana kalsa ” Elma ” ismi benim için hiç cazip bir şey değildi. Onun ısrarını kırmadık ve bu yöndeki düşüncemiz ve bir yandan da bulduğumuz isimleri daha önceden alınmış mı diye denemelerimiz sırasında bir yerde sıkıştık kaldık. Ben biraz düşüneyim dedim ve aklıma hemen ” bizimelma ” ismi geldi. Araştırdık boşta olduğunu gördük ve aldık. Bu konuşma yalnız 3 kişi arasında oldu. Başka kimse yoktu. Hatta bu konuşma ayrıntılı bir şekilde bizde kayıtlı. İsteyen kişiye hemen gönderebiliriz. Muhteremin kendisinin kimler için ne tür düşüncelere sahip olduğu burada net bir şekilde görülebilir. Sonrasında ise bu tür bir yapının hemen oluşturulması doğrultusunda bir karar alıp Ümit’i bu işin alt yapısını oluşturması için görevlendirdik. Yavuz’da bu alt yapıda yardımcılık görevi üstlendi. Sonrasında Ümit kendi bilgisayarında benim tasarım olarak hazırladığım Ana sayfayı Joomla üzerinde çalıştırdı. Yavuz Kaynar bu sürecin bizzat birebir içerisindedir. Hatta bu oluşumda kendisi ” Super Administrator ” olarak bu sitenin üzerinde yetkilidir. Aramızda yaptığımız konuşmalarda her konuda kendisiyle düşünce alışverişinde bulunduk. Bu arada bilgisayar üzerinden açtığımız bu siteye öncelikli olarak bir kaç kişiye bildirimde bulunduk site üyelerinin kalan diğer çoğunluğunun bu durumdan haberi yoktu. Yavuz Kaynar bir de utanmadan sıkılmadan yalanlarını sürdürüyor. Neymiş efendim tüm bu olanlardan sonradan haberi oluyormuş. Yuh yani ne sonradan haberi olması. Gelişmenin birebir içerisinde olan bir kişinin sonradan haberim oldu demesine kargalar bile gülmez. Gülse gülse MaluMadaM zihniyetine sahip olan kişiler güler. Bu da kendisi olduğuna göre o zaman geçsin aynanın karşısına kendine gülsün. Sonrasında Levent Çetin arkadaşımızla konuşmam ve onun hosting’i altında siteyi inşa etme çalışmalarını başlatmamız döneminde bile bütün gelişmelerden bizzat ve anında haberdar olmuştur. Gelişmelerden haberdar olmayı Yavuz Kaynar ne olarak anlıyor bunu bilemiyorum ama şunu açık ve net olarak söyleyebilirim bu durumu sağlıklı düşünen kime söyleseniz sanıyorum %98’inin kime hak vereceğini düşünmeye bile gerek yok.

Gelelim Hüseyin Usta’nın daha yapıcı bir tutum içine girmesi, eleştirilere daha fazla kulak asmasına:
Yahu kardeşim senin bu tesbitine hayran olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Ne yapıcısı, ne anlayışı… Sen Hüseyin Usta’nın yazdığı yazıları sağdan sola doğru mu okuyorsun yoksa aranızda başka bir takım anlaşmalar mı gelişti bu süreçte. Hangi yapıcılık. Hangi anlayış. Seni bir anda 180 derece değiştiren. Öncelikle sen bunu bize bir açıkla. Şark dansözü modunda yazılarla herhangi bir kimsenin bu değişimden bir şey anlamaları söz konusu olamaz. Yoksa ElmaSuyu yönetiminden ayrıldıktan sonra Elma Kurdu yönetiminden de ayrılacağın sonradan mı aklına geldi. Bak bu ihtimal sanırım daha gerçekçi olur. Olur mu acaba. Kehanette mi bulunsam yine ne yapsam?… En iyisi şunu söylemek sanırım. Ne yaptığını bilmeyen bir kişiye ancak kendini bilmez denir. Hah tamam bakın bu güzel oturdu bu kişiliğin kişilik yapısına.

10 - ” Gelelim ben neden Elma değiştirmem durumuna.

Öncelikle bu çalışmaya birlikte devam ediyor olsaydık bile yollarımız daha başlamadan ayrılacaktı. Çünkü sitede Teşekkür ElmaSuyu başlıklı yazıda bizimelmanın oluşacak anayasasından ipuçları var. Buradaki bir kaç madde asla anlaşamayacağımız konuları oluşturmakta.

- Kurmayı düşündüğüm bir site öncelikli olarak tasarımcı yöne ağır basan üyelerden oluşmalıdır. Bakkal, kasap manav türünden kişilerin salt Macintosh kullanıyor olması sitenin üzerinde ellerini kollarını sallayarak dolaşacağı anlamına gelemez. Bu kişileri küçümsediğim düşünülmemeli. Buradaki yaklaşım biçimi ya da genel anlamıyla mantalite öncelikler sonralıklar sorunu ve farklı bir vizyon anlayışı durumudur.
Benim kafamdaki site, salt tasarımcılardan oluşmaz. O zaman macintosh sitesi değil, tasarım ya da tasarımcı sitesi açmak gerekir. Bu bir çelişkidir. Tasarım ayrı bir şeydir, Macintosh ayrı bir şey. Macintosh sorunu başka bir şeydir, tasarımcının macintosta karşılaştığı sorun bambaşka bir şey. Kaldı ki ağırlığı grafik sektöründe olan ElmaSuyu’nda bile tasarım programlarıyla ilgili soru istatiğiyle, genel macintosh sorunları ile ilgili soru istatistikleri karşılaştırılamaz bile. Yine bu konuyla ilgili, Melih Yongacı’nın ilkesel olmayan bir tavrı sözkonusudr. Başka sitelerde tüpçüyü, bakkalı savunurken, kendi sitesinde tüpçünün bakkalın elini kolunu sallayamacağını bildirmesi, tam anlamıyla bir çelişkidir ve bugüne kadarki yaklaşımının oportünist (duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen) ve pragmatist (yararcı) olduğunu göstermeştir.
Ayrıca, kendi sitesinin sohbet alanında bu site hepimizin söylemine karşın, site içeriğindeki yazılarda, asla yaptırmam, kimse bana karışamaz gibi, tamamen diktatöryal yönelimler de söz konusudur. Ve anayasanın yalnızca kendisinin 1 yıl kadar önce kaleme aldığı notların geliştirilmesinden oluşacağı durumu da, katılımcı bir site ile ne kadar bağdaşır, tartışılır.
Site kuruluş amacı bir kavga platformu yaratmaktır. Bugüne kadar söylediği diğer mac sitesi kullanıcı ve üyelerinden bir kısımına yönelik (son dönemlerde buna ElmaSuyu yönetiminden bazı kişileri de dahil etmiştir) yaptıkları işlerden dolayı öncelikle Bilkom ve başka kurumlar tarafından nemalandırıldıkları iddiaları üzerinden bir kavga sitesidir. Bu anlamda iyidir. (Elmakurdu yönetim listesinde bir dönem dolaşan ucuz iPOD satışı dışında, başka neler var, doğrusu ben de merak ediyorum.)
İnsanları ikna etme yöntemi olarak kafakol ilişkilerinin kullanılması zaten mide bulandırıcı. Yanıt verlmesinin zemini olmadığı ortamlarda (kaldı ki yanıt vermek, polemikle beslenen bu oluşumun ekmeğine yağ sürmektir) insanların kafasını karıştırmak, en hafif tabiri ile belden aşağı döğüşmektir. Artık kendini ifade edebilmenin zemini varken (site öyle ya da böyle, ElmaSuyu tarafından, öncelikle kendi üyelerine duyuruldu) birebir ilişkiler ile kafa bulanıklığı yaratmak, sanırım çok ahlaki olmasa gerek.
Bir başka konu da “Sonuç olarak, duruma uygun kaba bir örnek vermek gerekirse; evli olan bir kişinin çocuk yapma düşüncesini içerisinde bulunduğu site yönetimine danışarak alamayacağı varsayımından hareketle ve paronayaklığımın doruklarını zorladığım bir süreçte düşüncelerimi gerçekleştirmek için herhangi kişi ya da kişilere danışma durumunda olmayacağımı bu yazıyı okuyan herkese açık ve net olarak belirtirim.” sözlerindeki çocuk yapma konusunda danışma meselesidir.
İyi de bu çocuk ElmaSuyu’nun izni alınmadan, ElmaSuyu’nun spermleri kullanılarak suni dölleme yöntemiyle yapılmaktadır.
Son olarak, bana,başkalarından emir alarak hareket ettiğimi, başkalarının emirleriyle, sürekli kendisini engellediğimi ve ElmaSuyu yönetiminde daha iyi bir yere gelmek için Hüseyin Usta’nın gözüne girmek için, Hüseyin Usta’ya yalakalık yaptığımı iddia eden bir kişiyle, bırakın bir sitede birlikte olmayı, aynı havayı solumaktan bile kaçınırım.

Not 1: Dik ve sağlam duruşla, inat aynı şey değildir.
Not 2: Bu yazı bir ikna yazısı değildir. Çeşitli şekillerde sorulan ne oluyor sorularına verilmeye çalışılmış bir yanıttır. Mutlaka eksik kalmıştır. Bilgisayar başına yazmak için oturduğumda aklımda olan, ama süresi uzakdıkça unuttuğum şeyler mutlaka vardır (vardır çünkü, oturup bir kurgu ile hareket etmedim). İnsanlar seçimlerinde özgürdürler. Tek bir yere bağlı kalabilecekleri gibi, bir çok yerde aynı anda olabilirler. Benim TurkMac, Macinport, ElmaKurdu ve hatta Mac Dünyası üyeliklerim varken, bunların içerisinde ElmaSuyu ve ElmaKurdu yönetimlerinde bulunmama rağmen, önceliğimi her zaman nasıl ElmaSuyu oluşturmuşsa, herkesin birden çok platformda bulunma ve önceliğini değiştirme hakları vardır. ” demiş…

Cevap Veriyorum:

Yavuz Kaynar’ın yazdığı bu sözler sonrasında tasarımcı kimliğinin kendisine 2 numara büyük bir emanet elbise olarak durduğunu anlamak için kahin ya da filozof olmaya gerek bile yok. Açık ve net olarak söylemek gerekirse ilgili bu şahıs olayları kendi küçük çıkar duyguları için çarpıtmaktadır. Yalanın bininin bir para olmasının yanında yapmış olduğu bu tahlil ” Macintosh ayrı bir şey, tasarımcının sorunları ayrı bir şeydir ” türünden yapmış olduğu bu tesbit en basitinden kendisinin ne konuda ne düşündüğünün ve kendisine meslek olarak seçtiği grafik tasarımcılık konusuna ne derece uzak ya da yakın olduğunun ortaya çıkması açısından iyi olmuştur. Bir kişinin diktatör ya da demokrat olduğunun göstergesi kişinin kendi yazılarından değil ortaya çıkmış olan yapının kendisinden anlaşılır. Her durumu kendileri gibi değerlendirmeye alışmış bu zihniyet temsilcileri karşılarına çıkan ve sözüm ona onların devşirdiği kişileri kapma telaşı içerisinde olduğu düşünülen kişi ya da kişilere karşı çamur at izi kalır türünden benzetmeler içerisinde olmaları aslında içerisine düştükleri ruh halinin genele yansımasından başka bir şey değildir. Ayrıca bu duruma kendi üyeleri açısından baktığımızda da üyelerinin üzerinde söylediği demokrat tavrından eser olmayan bir şekilde bir tehdit ve yıldırma politikaları izlediklerinin önemli bir göstergesidir. Bunun yanında MSN üzerinden birebir sürdürdüğü sözümona iyilik yapıyorum adına kişilerin işlerine yardımcı olması kendisinin aynı zamanda iyi bir eğitimci olamayacağının da bir göstergesidir. Kişinin bilgiyi aktarma yöntemi olarak ” Bana gönder, ben yaparım ” türü bir yaklaşım izlemesi bırakın ilgili sitenin yöneticisi olmayı dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş türden bir yaklaşım şeklidir. Hiç bir geliştirici yararı olmadığı gibi kişileri kendisine bağımlı kılmanın ötesinde hiç bir işe de yaramaz. Amaç kişileri kimseye direkt olarak bağımlı kılmayacak düzeye taşımaktır. Bu durum uzun ve sistematik bir eğitim sürecinin ürünü çalışmaların sonucunda ortaya çıkacak bir durumdur. Kısa vadede herkesin kendisine bağımlı olma düşüncesinde olan bir kişinin bu tür bir yaklaşım içerisinde olmayacağı açık bir gerçektir. Yavuz Kaynar anlatmakla sayfaların almayacağı olumsuzlukların yanında iftira ve yalan kampanyalarını da bu tür MSN görüşmeleri üzerinden yapmanın kendisine yarar sağlayacağını düşünüyorsa bence en basitinden kafası çalışmıyor demektir. Kafa bulanıklığı yaratmanın ahlaki olmadığını söyleyen bu kişi belirttiği durumu kendisinin yaptığının herkes tarafından tescillendiği bir dönemde acaba ne düşünüyor merak etsek mi acaba..? Bununla birlikte, ilgili bu kişinin MSN üzerinden sürdürüldüğünü söylediği kafakol ilişkilerine ” Mide bulandırıcı ” tesbitini yapması aslında içerisine düştüğü durumun ne olduğunu göstermek açısından önemli bir durumdur. Yalanlarının ötesinde, bu iftiralarına da söylenecek söz bulamıyorum. Aslında söylenecek çok söz var ama bu kişinin düzeyine düşmemek adına söylenmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Elmasuyu üyelerini sperm durumuna düşüren basit bir düşünce yapısına sahip bu kişiyi aklını bu tür durumlara çalıştırmayı bırakmasını ve Grafik Tasarımcılığının ne olduğu konusunda iyi bir araştırma oluşturması doğrultusunda daha sağlıklı çalışmalara yönelenmesini öneririm. Kimin düşüncesinin nereden aşağı olduğu ise gün gibi ortadadır.
Son olarak; bu tür bir yazıya daha fazla bir şey yazmanın bu kişinin kendisini bir şey sanmasına yol açacağı düşünüldüğünde ve hatta bu yazıyı bile yazıp yazmamak için çok düşündükten sonra bir çok kişinin ” Bu tür suçlamalara bu kadar mı cevap yazılır ” türü sözleri sonrasında içim ezilerek ve kendisine olan güvenimin bu geçen süre içerisinde yazık olduğunu düşünerek dahası her şeyden önce bu kişi ile ilgili birçok kişinin yanında kardeşimin bile uyarılarını dikkate almayarak oluşturmaya çalıştırdığım birlikteliğin yolun başında son bulması aslında hem bizim için hem de yapının sağlıklılığı açısından iyi olması avuntusunu yaşayarak ortaya serdiğini düşündüğü kişiliksiz açıklamalarına gereken cevabı vermek adına yapılmıştır. Yalanlarının kuyruğunun Halley Kuyruklu yıldızından daha uzun olmasının yanında, üç kuruşluk ve geleceği bile kesin olmayan çıkar için kişiliğinde dönüşüme yol açmasının kendisi için hayırlı olmasını diliyorum. Benzetmelerine hayran olmamak elde değil. Asıl bundan sonra kendisini göreceğiz. Kişinin gerçek düşünceleri yalnız kaldığında ortaya çıkar durumundan hareketle kendi düşüncelerini hayata geçirme doğrultusunda yapacağı çalışmalar ilgili kişinin düşünce yapısı, bilgi birikimi, yaklaşım şekli ve kişiliğinin oturmuşluğu ile eş anlamlı olacaktır.

Şimdi bu kişiliğin içerisinde bulunduğu sitenin yönetiminde bulunan kişilere sesleniyorum… Bu kadar yalanı arka arkaya sıralamak maharetinde bulunan bu kişiyi ve üstelik sizi arkadan vurduğunu düşündüğünüz benim ile aynı düşündüğünü ve başka bir siteyi size haber vermeden birebir beraber ismini bulmaktan tutun da oluşturmaya varıncaya kadar birlikte yürüttüğümüz başlatmış olduğumuz site çalışmalarının en başından başlayarak kendisinin bana yazmış olduğu bu yalanlarla dolu, adilik kokan yazısına kadar site üzerinde Süper Administrator olarak bulunan, hatta kendisiyle işyerinde yaptığımız görüşme ve anlaşma ile site üzerinde pasif bir duruş sergilemesine ve bize karşı yazı yazmama anlaşmasına kadar birlikte olduğumuzu söylediği ve bizi her konuda sonuna kadar desteklediğini sitenin Anayasası gereği kendi ismiyle üye olmasa bile bizimle beraber olduğunu bize çeşitli kereler söyleyen bu kişiyi sitenizin yönetiminden atmazsanız sizi de ismi Yavuz Kaynar olan bu kişiyle aynı kefeye koyacağım. Yalanın yılandan daha uzun olduğu bir düşünce yapısına sahip olan bu kişiyle ne tür bir çıkar ilişkisinin içerisinde olduğunuz konusunda sizi uyarıyorum. Korkmayın ve bu şahsiyetsiz kişiyi paylaştığınız yönetiminizden atın. Korkmayın siz atarsanız ben bu adamı siteye almam. Hatta almak bir yana bundan sonra yolda görsem yüzüne bakmam. Bu konuda istediğiniz iddiaya bile girebilirsiniz. Ama eğer herhangi bir iddiaya girecekseniz sakın benim düşüncemin ve sözlerimin aksi bir düşünceyle iddiaya tutuşmayın. Sonra zararlı çıkarsınız. Kendisini şahsiyetli olarak gören kişilerin bu açıklamadan ve üstüne bir de belge sunma durumundan sonra bu şahsı hala site üzerinde en azından yönetimde tutmak bu kişiyle aynı düşünceleri paylaşmak demektir. Bu sözleri söylerken sakın sizinle pazarlık yaptığım düşüncesine kapılmayın. Hakkımda ortaya attığınız saçmalıklar sonucu ortaya çıkan durumun hesabını daha görmedik. Onun da sırası gelecek. Amacım gerçeklerin ortaya çıkmasıdır. Şu unutulmamalıdır ki hiç bir konu gizli kalmaz. Herşey gün gelir ortaya bir şekilde çıkar. Siz gerçeğin yanında mı yer alacaksınız yoksa bu kişinin yanında mı şimdi önemli olan budur. Buyrun tavrınızı gösterin. Gösterin ki herkes durumu açık ve net olarak görsün. Unutmayın ki, bugün benimle birlikte yola çıkan ve sonrasında satan bu kişi yarın sizi de satar.


0 Responses to “Yalancı Çobanın Hikayesi…”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: