01
Ağu
07

Kayıp Yazılarım – 3

Bir süredir araya giren başka konular nedeniyle ve anlamsız olduğu düşünülen ama aslında bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerektiği düşüncesiyle yazdığım yazılarla ElmaSuyu Kullanıcı Grubu sitesinden neden uzaklaşma gereği duymaya başladığım yazısını bir kenara itmek durumunda kalmıştım. Sürenin uzamaması ve araya sürekli başka konuların girmesine izin vermemek için konuyla ilgili bu son yazıyı da yazıp gizli kalmış ve açıklamak konusunda kimsenin hiç bir şekilde cesaret edemeyeceği kaygılarının esiri olmuş kişilerin hangi konulara nasıl bir bakış açısıyla baktıklarını ve sürecin hangi ara aşamalar sonucu bu noktaya geldiğini ortaya sermek gerektiğini öyle bazı kişilerin her zaman olduğu gibi sallama yazılarla sürece sözde bakış açılarının ve kendilerince getirmeye çalıştıkları yorumların aslında birer balon olduğunu ortaya sermeden sonuca ulaşamayacağımızı düşünüyorum. Hoş ulaştıracağımız sonuç sonrası bu kişilerin kendi düşüncelerini terk edip olması gereken doğru bir düşünce yapısına geleceklerini kimse sanmasın. Yürüdüğü yolu doğru sanan hesap vermek noktasında ise süt dökmüş kedi modunda olan, hatta onun da ötesine geçmek için neredeyse birbirleriyle yarışan bu şahıslara her ne kadar ” Seni ciddiye bile almıyoruz ” türünden hamaset kokan sözleri olsa da yazdıkları yazılarda hiç te öyle davranmayıp korkularını ve dikkate alma derecelerini açık olarak okuyabiliyoruz. Şimdi korkulara neden olan duruma biraz da olsa değinelim.

22 Aralık 2006 tarihinde site üzerinde yeni bir forum biçimine geçilmesinin ortaya çıkması ve Joomla güncellemesi sonrasında “SOHBET” alanının çalışamaz duruma gelmesi ve olaya karşı çıkışımız sonrasında sitenin teknik işlerini yürüten Özkan Özcan’ın durumu açıklayan yazısında:

Arkadaşlar

joomla üzerinde çalışan  bulduğumuz ve bilinen tüm çet zımbırtılarını denedik
ve üzülerek söylüyorum ki maalesef hiçbirinden verim alamadık. Hiçbiri çalışmıyo.
Sadece biri çalıştı onunda bi ton sorunu var uğraşmaya değmez
yani kısaca artık elmasuyu.net üzerinde çet yok
forum ve özel mesaj kullanılmasını tavsiye ediyorum

özkan

bu duruma hemen karşı çıktık. Bu tür bir şeyin olamayacağını ve “SOHBET” durumundan asla vazgeçilmemesinin gerektiğini sohbet alanının sitenin görünen önemli bir arayüzü olduğunu ve sohbet alanından vazgeçmek yerine forumdan vazgeçilmesi gerektiğini belirttiğimde:

Konuya kendisini taraf olarak görmeye meraklı Hüseyin Usta arkadaşımız 26 Aralık 2006 tarihinde yönetimin mail-listine şu yazıyı atmıştır…

güvenlik sorunu olan modül kullanılamaz macco anımsatacaktır eskidende böyle bir chat modülünde benzer açığımız olmuştu herkes birbirininin adına konuşur olmuştu… bununla kalsa neyse yapılabilecekler….. -ki yapılmıştı bizde başka bi yerde yapmıştık :) …. güvenlikli olabilecek şekilde sohbet ayrı veya aynı yerde bi şekilde ayarlanır… lakin şu at gözlüklerinizi atın bi kenara…

forumu feda ederim ne demek ?

topu topu 10-15 adamın zaten konuştuğu yer… forumda yazıp sohbetten selam vermeyen niceler geldi geçti….. böyle saçma bir kıyas nasıl yapıyor neye göre yapıyorsunuz…. sohbet bizim samimi yüzüm olduğu kadar sıkıntılı bir yapımızdır… ön planda gözükür olmasıyla… çünkü tonla gerzek sohbetten kızlara bakıp geliyor en kaba örnek.. bunun daha mug sal ruhsal nedenlerini hiç yazmayam uzun uzun…. tonla adam sohbetteki kaynaşmadan gruplaşma yabancı hissetme kendini sıyırma durumuna geldi… 3 yıldır bu odaklı kaç kullanıcı mail veya birebirde aynı şeyi dedi…. ki sizlerede sık sık söylediğim şeydir…..
bunun kıyası olmaz bile…. iki şeyi birbiriyle anlamsızca kıyaslamayın……
sohbet için öyle veya böyle kullanıcılara bi ortam yaratılır çözüm yolu bulunur özkan ve macco bakıyorlar işte…. en kötü ihtimal ayrı açılan bi java chat konulur irc serverdan çalışan tonla gerçek chatin olduğu gibi….
bekleyelim bakalım ilgililer ellerinden geleni yapmaya devam etsin…

HuStA

Bu mail sonrasında duruma hangi bakış açısıyla baktığı ortaya çıkan bu arkadaşımıza bu hemen bir karşı yazı yazdım:

Selam,

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Şu “Siz, sız, sınız, sunuz, dunuz.” takılarını bıraksan diyorum.
Yazdıklarım yalnız beni bağlar. Siz’li biz’li yada Sunuz’lu bir durum yok.

İşin başından bu yana sürekli konuştuğumuz bir durum var. Ama anlaşılmaz bir şekilde hala söylenenlerin tersine bir şekilde bazı dönemlerde açıklamalar yapıyorsun. Sitenin yeni yapısına kavuşturulması döneminde biz değilmiydik SOHBET bölümü sitemizin görünen samimi yönü olacak diyen. Eğer ki bu tür düşüncelerin vardı niye o zaman söylemedin. Ayrılıkçı terörist muamelesi yapılması artık baydı. Ben düşüncemi söylüyorum. Kabul edilir yada edilmez. Edilmezse de artık yapılacak bir şey yoktur. Sözün orasını burasını çekiştirmenin bir anlamı yok. Rahatsız olan çıkar söyler. Unutmamak gerekir ki bugün şu kadar aktif üyemiz var denebiliyorsa o kişilerin bir kısmı aynı zamanda SOHBET bölümünde de aktif.

Site üzerinde kesinlikle gruplaşma anlamında herhangi bir durum yok. Kendisini olmayan durumun olmamış şekli dışında hisseden kişi varsa eğer o kişiyle konuşur ve durumun öyle olmadığını anlatırız.
Ayrıca durumun Mug yönüne falan hiç girmeyelim.
Durum budur.

Saygılar…

Gelişen süreçte ısrarlarımız ve bu arkadaşların ( Özellikle de nedense anlayamadağım bir şekilde Özkan Özcan’ın sürekli karşı çıkması ) ama bizim bu iş olur türünden açıklamalarımız ve gayretkeş çabalarımız sonrasında daha öncesinde planlandığı anlaşılan ama karşı çıkışın şiddetinin yükselmesi sonrasında sohbetin site üzerinden kaldırılması düşüncesinden bir anda vazgeçildi. Nedense sanki kendileri kalmasını istemiyorlarmış gibi bir havaya bile girildi. Bu arada Yavuz Kaynar arkadaşımızın blöf istifasının da bu konuda belirleyici bir durum oluşturduğu düşünülebilir. Kapalı kapılar arkasında nelerin olduğunu bazen benim bile bilemediğim kafa bulandırıcı suçlamalara muhatap olma durumum nedeniyle bazen bu yönetimin içerisinde başka bir üst yönetimin olduğunu bile düşündüğüm olmuştur. Gelişen süreç bunda da haklı olduğumu gösterdi. Kendi kafamıza uyanları bir kenara çekelim onlarla ayrıca görüşelim durumunun oluştuğunu düşünüyorum. Yazdığım yazılar ve konuştuğum sözler bazı arkadaşların nedense hiç bir zaman hoşuna gitmedi. Sürekli paranoyak suçlamalarına muhatap olmam da cabası. Aslında duruma genel bir bakış açısıyla bakıldığında kimlerin gerçek anlamda ” Paranoyak ” olduğu açık ve net bir şekilde görülebilir. Asıl amaçlarını gizleyen ve sürekli ” Önceden verilmiş sözlerin olduğu ” gibi her sıkışıldığında belirtilen bir yaklaşım biçiminin paranoyaklığın da ötesine geçip adeta sitenin birilerine yamanması durumunun belirtilerinin kendisini hissettirdiği bir dönemde ortaya çıkan seminer durumu ve sonrasında konuyla ilgili tartışma ortamı ve sohbet üzerinden yapılan tartışma ile tarafların kendi düşünce ve yaklaşım biçimlerini kimlerden yana koyacağını da iyice göstermiştir.

Yaşanan tartışma sonrasında içerisinde bulundukları ama bunu bir türlü sitenin üyelerine açıklamak gereğinden kaçtıkları ElmaKurdu üst yönetimi içerisinde üstlendikleri görevleri ve sorumluluklarını bana dahi açıklama gereği duymamışlardır. Yaşanan tartışma ortamında kendisiyle konuştuğum ve Turkmac Forum sitesinden atıldığımı bildirdiğim zaman Hüseyin Usta ile aramızda şu tür bir yazışma geçmişti:

abicim ne halt yersen ye kişisel…

herkese sittim senedir dediğim bu. ElmaSuyu grup murup tantanasına döndürme.
atmaları seviyesizlik aha bu kadar dallamalar :) ))))

Bu yazının sonrasında kendisine:

Selam,

Hustacım bak onlarda o yürek nerde? Sıkar biraz.
Onlar şu an Kernel Panic durumundalar.
Ben şu an bu hafta sonuna kadar beklemedeyim.
Yavuz rica etti. Bu hafta sonuna kadar bekle dedi.
Ben verdiğim söz üzerine duruyorum.
Hafta sonundan sonra bakıcaz.

İşin en komik yönü ne biliyormusun? Adamlar ip’yi banlamışlar.
Komikaze bir durum yani. Ama bilmiyorlar ki korkunun ecele faydası yok….:))))))
Sakın sen araya girme.
Bu arada senden ricam seni benim için arayan o 20 kişi kim?
Onların bana isimlerini ver bakalım kimmiş onlar merak ettim.
Yalıycam onları da o bakımdan….:P

Saygılar…

bu yazdığım yazıdaki önemli nokta ” Sakın sen araya girme ” şeklindeydi. Ama kendisine bunu ısrarla belirtmeme karşın ve yaptığımız telefon konuşmalarında da üzerine basa basa bu durumu rica etmeme karşın kendisi gidip Turkmac Forum sitesinde şu yazıyı yazdı:

Konu ElmaSuyu, Turkmac, ElmaKurdu çatışması vb. ilgisiz noktalara ulaştığı için ilgili kişilerden yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için müdahale edilerek forumun kitlenmesi, silinmesi gibi işlem yapılmasını rica edeceğim.

Böyle bir çatışma asla olamaz yöneticiler gelip geçici üyeler ve kurumlar esas olandır.

Hüseyin Usta
ElmaSuyu Yöneticisi.
22 Şubat 2007 Saat: 12:36

Yazdığı bu yazıyı okuduğumda acı acı güldüğümü hatırlıyorum. Sahip olduğu kaygıları bir yerlere yansıtmak adına beraber yola çıktığını söylediği kişileri nasıl da satacak bir nitelikte olduğunu göstermesi açısından güzel bir yazıdır bu. Aman patron kızmasın mantığı çerçevesinde satır arasında ” yöneticiler gelip geçici ” sözünü hiç çekinmeden yazabilmektedir. Herkese mavi boncuk dağıtma düşüncesini kendi üzerine güzel bir kimlik olarak giydiğini sanan bu kişi yazdığı yazıların sanıyorum anlaşılamayacağını veya o karmaşada arada kaynayacağını düşünmüş olacak ki hiç çekinmeden yazdığı bu yazı sonrası pişkinliklerine devam etmekte herhangi bir çekince göstermemiştir. Fakat unuttuğu bir şey var. Satıraralarını okumak gibi bir özelliğimin olması. Aslında mesaj açık ve net olarak ortaya yazdıklarıyla çıkıyor. Ortam sakinleşsin toz bulutları dağalsın göreceğiniz manzara güzel ve sakin olacak. Biz bu arada yapacağımızı da yapmış olacağız. İlgili yönetici kişi gider ve siz de rahatlarsınız. Ama şimdi ortamı rahatlatmak için siz de şu forum konusunu ya kilitleyin ya da silin. Rahatsız oluyorum arkadaşlar demek istiyor. Bu tarihten başlayarak artık bu site içerisinde kalmanın hiç bir anlamının olmayacağı açıkça ortaya çıkmıştır.

Halbuki ortada dönen bütün dolaplara kayıtsız kalıp bulunduğum yeri korumak adına davransaydım şu an ElmaSuyu yönetiminde rahat bir şekilde kasım kasım ortalarda dolaşıyor büyük bir olasılıkla da ElmaKurdu e-light listesinde etkin bir konumda oturuyor olabilirdim. Fakat bunu yapmadım. Rahatsız bir kişiliğim olması ya da huzursuz bir yapıya sahip olmam nedeniyle değil ortada dönen dolapları hazmedemediğim en önemlisi de haksızlığı kabul edemediğim için karşı bir duruş gösterdim. Sözde bağımsız olduğunu söyledikleri bir siteyi ve onun üyelerini başka yerlere payandalamak düşüncesinde olan kişilere karşı kendimce başlattğım bir mücadeleyi zaman oldu artan bir şekilde, zaman oldu yapıdan gitmeyi düşünür bir şekilde kendimce sürdürmeye çalıştım. İşlerin içinden çıkılamaz duruma geldiğini hissettiğimde ise hiç bir şekilde yılgınlığa düşmeden kararlı bir şekilde karşı duruşumu devam ettirdim. Hatta Hüseyin Usta’nın ElmaKurdu hakkındaki düşüncelerini belirttiği bir yazıya yazdığım karşılık sanırım bu tür kişiler için ne düşündüğümü belirten güzel bir örnek olması açısından burada belirtilmesi gerekir.

Selam,

Konuya  Hah hah haaaa…. yani gülerek başlarsam sanırım kimse alınmaz.
Gülerek başlamamdaki amaç anlatılan durumun tuhaflığı ve benim bu durumun
sonrasında oluşacak olanı gördüğümde yüzümün aynadaki alacağı şekli şimdiden
görmemden kaynaklanıyor.

Siz de biliyorsunuz ki iki ayak üzerinde duran herkesin insan olmadığı gibi düşünen her canlı da alim olmaz.
Örnek: iki ayak üzerine duran tavuk, düşünen hindi.

Bundan bir süre önce adamın birine bir yerde oturmuş konuşulurken şunu şöylemiştim.
- İçerisinde bulunduğunuz yapı homojen bir yapı değil bir kere. Homojen olmayan hetorojen olan bir yapıda bulunan kişiler (ki bunların bir çoğu da kendini düşünmekten başkalarını düşünemez durumdalar) ancak birbirlerinin üzerine basarak ve altındakileri ezerek, küçümseyerek bir yerlere gelmeyi
kendilerine temel düşünce edinmiş kişilerdir. Ben bu tür kişilerle sıçmaya bile gitmem. Hatta bu kişilere arkamı bile dönmem. Döndüğüm zaman ise onlardan en az birinin beni arkamdan hançerleyeceğini bilirim.

Buyrun…. Kehanetin kendisinin kahini aştığı bir durum. Aslında bunları görmek için kahin olmaya falan da gerek yok. Ne yazıkki bazı insanlar o kadar küçük hesapların peşinden koşmaya alışık olduklarından önlerinden geçen yaşamın kendisini bile görmeye zaman bulamıyorlar. Yaşam denen şey koskoca bir trene binmiş önlerinden geçiyor ve onlar otladıkları küçük hesaplardan
başlarını kaldırıp geçen trene bakma cesaretini bile gösteremiyorlar.
Bu tür insanlarla aynı ortamda bulunmak insanı hiç bir yere götürmez. Aksine bulunan kişi kendisinden sürekli bir şeylerin gittiğini ve yerine hiçliklerin geldiğini görmeye başlar.

Matrix filmindeki Neo’nun gerçeği gördüğünde aldığı tavrı almak için duruma konunun biraz dışına çıkıp bakmak yeterli.

Bu şekilde bir karar alman herkesten önce beni mutlu etti.
Ben anlamam öyle bürokratik geri zekalılık modlarından. İstişareymiş. Yerim ben onların istişare kurullarını. Devlet dairesi mantığıyla kullanıcı grupçuluğu oynayanlar yakında hanyayı konyayı görecekler.
O zaman onların bitişinin başlangıcı olacak. Kafalarına dank eden şeyin Newton’un Elması değil de yaranmaya çalıştıkları yerlerin kazığı olduğunu anladıklarında ve satmaya gönüllü oldukları etrafındaki üç beş
kişinin ise kendilerine hangi yüz ifadesiyle baktığını gördüklerinde ise tarihin derinliklerine gömülmüş birer kişi olarak ortalarda ne yaptığını bilmez bir şekilde dolaşıyor olarak bulacaklar.

Batan geminin güvertesinde dururken ” Ben nerede hata yaptım” diye düşünen kişilerin kimseye artık bir yararı olmayacak. Aslında önceden de olmamıştı. Oluyor gibi görünen şeyin ne olduğunu anlatılanları iyi bir şekilde dinlemesini bilen kişi net bir şekilde kavrar.

Tekrar söylemek ve özellikle belirtmek istiyorum. Bu karara varman ve bunu bir an önce uygulaman herkesten önce beni mutlu edecektir. Değerli dostum Hüseyin…

Saygılar…

Konunun ne olduğunu merak eden kişi veya kişiler Hüseyin Usta ile görüşüp konunun ne olduğunu kendisine sorabilirler. Bakalım size konunun ne olduğu konusunda ne söyleyecek. ( Alamadığı bu karar için de eminin beni suçlayacaktır.)

Sonuç alarak iki yıla yakın belki de aşkın (çetelesini tutmadım) bir süredir ElmaSuyu sitesinde bulunduğum yeri geldiğinde sıradan bir üye, yeri geldiğinde siteyi savunmak konusunda eminim sitenin sahibi olduğunu söyleyenlerden daha etkin bir şekilde savunduğum bu yapıyı artık terk etmemin zamanı gelmişti. Yönetimin mail-listine yazdığım istifa yazısında durumu net bir şekilde ikinci kez belirttim. Sonrasında yönetimden ayrılmak öncelikli olarak yazdığım bu yazıya ” Seni değil yönetimden bu sitenin tarihinden bile kazıyacağız ” türü bir yaklaşım sergileyen ve daha öncesinde Yavuz Kaynar arkadaşımıza belirttiğim ” Bak beni en kısa sürede bu siteden atacaklar haberin olsun ” sözüne kendisinin her zamanki işgüzarlık sözlerine de hiç bir zaman inanmadım. ” Ben bu sitenin yönetiminde olduğum sürece seni bu siteden atamazlar ” Evet atamadılar. Kazıdılar… Çünkü ilgili arkadaşlarımız yaşamı ” Kazı Kazan ” şeklinde algılıyorlar. Unuttukları bir şey var ki ben öyle ha dendiğinde kazınacak türden bir kişi değilim. (Sitelerinin Galeri bölümünde hala benim resimlerimi yayınlıyorlar.)Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Ben ilgili kişiliklerin beni sitelerinden kardeşimin yazdığı yazılara ve kendisine sahip çıkmamı da bahane ederek attıklarını biliyorum. Konu ciddiyet olunca ciddiyetsizliğin alasını forum alanında soru soran üyelere karşı göstermeyi marifet sanan bu kişilikler sorumluluklarının kendilerine hatırlatılmasından rahatsız olmuşlardır. Rahatsızlıkları içerisinde bulundukları ve amaçlarından her geçen gün uzaklaştıkları yapılarının onlara getirdiği psikolojik yansımanın bir sonucudur. Ciddiyetsizlik ne yazık ki bulaşıcı bir virüs gibidir. Tüm bunların yanında her iki sitede yazmış olduğum yazılarımın da silinmesi ( ElmaSuyu ve Adobeeğitim ) bardağı taşıran son damladır. Bütün olanları unutsam bile bilginin insanlardan esirgenmesini yaratan bu durumu yani bilginin katili olmaları durumunu hiç bir zaman unutmayacağım. Sırf bunun için bile bu insanları ne ben ne de tarih affetmeyecektir. Sorumluluklarının bilincinde olmayan ve sahip oldukları pozisyonun ciddiyetinde davranma becerisi bile gösteremeyen bu kişileri tarihin adaletine teslim ediyorum. Bizden sonra gelenler bu yazıları okuduklarında bu kişiler hakkında sanırım hiç te iyi şeyler düşünmeyecektir.

İlgili bu kişilerin kim olduğunu belki hala bilmeyenler vardır. Buyrun öğrenin…

Hüseyin Usta, Özkan Özcan ve Yavuz Kaynar…


0 Yanıt, “Kayıp Yazılarım – 3”



  1. Yorum yapın

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.