|
Yıllar öncesinden bir anı ile konuya girmek sanırım oldukça nostaljik ve ilginç olacak. Tarih 17 Ağustos 1974 Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Cenevre’de Yunanlı meslektaşı Yorgo Mavros’la, kıran kırana bir pazarlık sürdürüyorken görüşme bir yere gelir ve kilitlenir. Çözümsüzlük ortaya çıkar. İşte o anda Turan Güneş, Ankara’yı telefonla arayıp Başbakan Ecevit’e daha önce kararlaştırdıkları harekata devam şifresini verir: ” Ayşe tatile çıksın “. - Yahu adamlar savaş anında bile tatili düşünüyorlar… Oysa ki bu kişiler ileri görüşlü ve mantıklı düşünceye sahip oldukları için olası durumları da düşünüp aralarında anlaşabilecekleri şifreli konuşmalarını daha öncesinde kararlaştırmışlar. O dönemi hatırlayanlar bilirler. Ben o dönemi çok iyi hatırlıyorum. Kıbrıs Barış Harekatının en heyecanlı günleriydi. Tüm aile savaşın tam ortasında Gelibolu’da bulunan teğzemin yanına tatile gitmiştik. Oradaki insanların gözünün içerisine baktığımda herhangi bir korkunun ya da telaşın olmadığını gördüğümü bugün bile hatırlıyorum. Yalnız biz çocuklar oluşan bu duruma biraz kızıyorduk. Akşamları herkes evlerine kapanır camlarını kalın battaniyelerle örter ve dışarı herhangi bir ışık sızmaması için büyük çaba gösterirdi. Biz ise akşamları dışarda yanan sokak lambasının altında oyun oynayamadığımız için oluşan bu duruma kızar bu savaşın bir an önce bitmesini sabırsızlıkla beklerdik. Karartma nedeniyle sokak lambaları yanmıyordu. Gökyüzüne herhangi bir ışık sızmaması için herkesin gösterdiği bu çaba o dönemin düşüncesine göre yaşanan şehirlerin düşman uçakları tarafından bulunmasını zorlaştırmak içindi. Bu düşünce gereği ilgili şehirde yaşayan herkes mümkün olan bütün dikkatini bu durum için harcar, her taraflarını kapatır ve dışarıdan bakıldığında hiç bir şeyin görünmemesi için büyük çaba sarfederdi. Sanılan oydu ki ne kadar kapanırsak o kadar düşmandan gizleniriz. Günümüzde ise bu tür bir düşüncenin ya da davranışın sanırım artık çok fazla bir anlamı ve önemi kalmadı. Kim kendisini veya bulunduğu yapıyı örtmeye ve korumaya çalışırsa çalışsın teknolojinin geldiği son noktada saklanmak, örtünmek, ve en önemlisi de ortada var olan gerçekleri gizlemeye çalışmak sadece devekuşlarına özgü bir durumdur ( kafalarını kuma görümce gizlendiklerini sanmaları örneğinde olduğu gibi ) ve bunun hiç kimseye herhangi bir yararı olamaz. Olsa olsa kişiler kendilerini avuturlar o kadar. Ama gerçekler değişmez, gizlenemez ve en önemlisi de ortaya çıkması önlenemez. Bir süredir herkesten ve özellikle de benden köşe bucak saklanan bir konu da bu anlamda daha fazla saklanamayacağı anlaşıldığı için ilgili kişilerin sanki benden konuyla ilgili akıl alma ve en önemlisi de kendilerinin bu durumla herhangi bir ilişkisinin olmadığını vurgulaması anlamında konuyu bana gönüllü olarak aktardıklarında ( bunu aktaran kişinin patronuyla görüşmeden bana gelmeyeceğini sanırım söylememe gerek yok ) gözlerim sanki yerinden uğrayacak bir durumda ve hayretimi hiç gizlemeden, sinirlerimin beynimi zorladığını, bu durumun ortaya çıkmasının konuyla ilgili olan herkesi yakacağını ve bu konuya bulaşmak istemediğimi kendisine söyledim. Sonrasında kendimle başbaşa kaldığında, aslında konunun bir şekilde benim ilgili yapının içerisinde olduğum dönemde olmaya başlaması ve MaluMadaM’ın bunu sistematik olarak yapmaya başlamasının hangi amaçla benden gizlendiğini ve bundan kişisel olarak kendimin sorumlu olmamasına karşın mağdur duruma düşürülen kişi ya da kişilerin benim de arkadaşlarım olması nedeniyle bu konuyu açığa çıkartmak gerektiğini, daha başka kişilerin de mağdur olmaması için bu kişiye mutlaka engel olunması gerektiğini düşünmeye başladım. Öncelikle ortaya çıkan bu rezaleti mağdur olan kişiyle hemen görüşmem ve konuyu kendisine sormam gerekiyordu. En azından durumu teyid etmeliydim. Mağdur duruma düşen kişiyle yaptığım görüşmede kişi önce konuyu kimden öğrendimi sordu, sonrasında bu durum bizim aramızda demeye başladı, daha sonra yaptığım konuşmada ise yönetimi oluşturan kişilerin bundan sorumlu olamayacağını ama bu durumu Şimdi buraya kadar okuma sabrını gösteren kişiler eminim henüz ne olduğunu tam olarak anlamadılar. Bir şekilde ortaya çıkan bu saçmalığı bilenler ve konudan bir süredir haberi olduğu halde harekete geçmeyenler dışında hiç kimse tam olarak anlamadı. O zaman sabredin biraz. Çünkü anlatacaklarım henüz bitmedi. Birkaç gün sonra ElmaSuyu yönetiminden konuyu bana anlatan kişiyle yaptığım konuşmada konuyu bir an önce açıklamaları ve MaluMadaM’ı yönetimlerinden ve hatta sitelerinden uzaklaştırmaları gerektiğini söyledim. Eğer yapmazlarsa bu durumu bir toplantı düzenleyerek herkese anlatacağımı da söyledim. 14 Temmuz 2007 Cumartesi gününe kadar da kendilerine süre tanıdım. İlgili kişi de bana bu tür bir toplantının ElmaSuyu için iyi olmayacağını bu mesuliyetten bir an önce kurtulacaklarını ve kendilerine 14 Temmuz’a kadar süre tanımamı istedi. Hem de ne kadar zor. Kimileri çok rahat oynarken bu oyunu, ben, ya kurallarını bilmiyorum ya da oyunu oynamayı. http://www.iskefiyeli.blogspot.com/ Arkadaşın yazdığı yazıyı isterseniz bir kez daha okuyun bakalım ne anlayacaksınız. Arkadaş sanırım bu işleri oyun sanıyor ya da bu güne kadar bizim ciddiye aldığımız her konu ilgili bu kişi tarafından bir oyun olarak algılanıyormuş ne yazık ki. Yaşamın kendisinin ne olduğundan bir haber olan bu kişi ciddiyetin olduğu hiç bir yerde bu güne kadar olmamasının nedenlerini de bu yazısıyla güzel bir şekilde anlatmış bence. Olaya başka bir bakış açısıyla bakarsak eğer ortaya daha ilginç bir durum çıkıyor. Oyuna kendi isteğiyle katılan ve katılması için hiç kimsenin kendisini zorlamamasına karşın sanki oyuna zorla girmiş ve oyundan çıkmak istemesine karşın kenarda kendisine kızan antrenörünün direktifleri doğrultusunda istemeyerek te olsa oynamaya devam eden ama bu durumdan da inanılmaz rahatsızlık duyan bu kişi antrenörüne bakıp adeta yalvarıyor. - Alın artık beni bu oyundan. İstemeyerek oynadığım bu oyunda sakatlanıcam. O zaman alsanız ne olur almasanız ne olur… türünden bir yazı yazıyor. Her zaman yazdığı türden kime ne anlattığı belli olmayan bu yazıdan anlayabildiğimiz ve sanırım hislerine tercüman olabildiğimiz bu yazı ve sonrasında gelişen durumlar sonucu gelinen noktada bu ilgili şahıs ElmaSuyu yönetiminden ya çıkartılıyor ya da çıkıyor. Hüseyin Usta * (Başkan) Şimdi geride kalan bu isimlerini verdiğim kişilerin tümüne şunu sormak istiyorum. - Gördüğüm kadarıyla Yavuz Kaynar artık yönetiminizde yok. Yanılıyor muyum? Bu durumu ya kendisi istedi ya da siz onu yönetiminizden çıkarttınız o kadarını bilemem. Hem farketmez de zaten. Pekii… Neden bu kişinin yönetimden çıkmasının gerekçelerini açıklamıyorsunuz..? Açıklama yapmak için birilerinin sizi dürtmesini mi bekliyorsunuz… - İlgili kişiyi yönetimden çıkarttık. Artık bundan sonra olacaklardan biz sorumlu değiliz… Yani konu bu kadar basit öyle mi..? Biz bu adamı yönetimden çıkartırız, Yavuz Kaynar kimden ne aldı ne verdi ona da karışmayız. Bizi bağlamaz. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Çünkü bu durumu bir süredir biliyordunuz ve eğer sizleri zorlamasaydım harekete geçmeyecektiniz. Her zamanki gibi ” Kol kırılır yen içinde kalır ” politikası izleyecektiniz. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranacaktınız. Şimdi kalkmış biz olanlardan sorumlu değiliz diyorsunuz ama herhangi bir açıklama yapma cesaretinde ve nezaketinde de bulunmuyorsunuz. Arkadaşlar, şimdi kendi aranızda konuşmayı bırakıp sessiz ve dikkatli bir şekilde beni dinleyin bakalım… 1- Öncelikli olarak, Yavuz Kaynar’ın ElmaSuyu yönetiminden neden çıkartıldığını tüm ayrıntılarına varıncaya kadar kendi sitenizde açıklayacaksınız. Herkes herşeyi bilecek. Yüklendiğiniz sorumluluk gereği bunları yapmaya mecbursunuz. Her zamanki gibi pislikleri halının altına süpürerek temizlik yaptığınızı sanmanızın veya herşeyin üzerini örterek hiç bir şey yokmuş gibi davranmanızın artık sizi kurtarmayacağını bilmelisiniz. Hala anlamadıysanız eğer son olarak size şunu söylemek isterim, ” Ya açıklarsınız ya da sizin yapmadığınızı her zamanki gibi yine ben yaparım. Yani açıklarım… “ Buyrun karar sizin… Önemli Not: Daha önceki yazılarımdan birinde bundan sonra Yavuz Kaynar hakkında herhangi bir şey yazmayacağımı önemli belirtmiştim. Ama gelişen bu son durum konuya kayıtsız kalamayacağım kadar önemli ve benim dışımda tüm camiayı yakından ilgilendirmesi nedeniyle bu yazıyı yazmak zorunluluğunda ve kişisel sorumluluğumda olduğumu burada ayrıca belirtmek istiyorum. |
0 Yanıt, “Ayşe Tatile Çıksın…”