Ağustos, 2007 için arşiv

01
Ağu
07

Yanlış Hesap Bağdatdan Döner…

Özkan Özcan, Hüseyin Usta , Hayati Şentürk ve Ahmet Karakurt çetesi Bilkomdan Medyasofta doğru yol alacak mı?
MAC kullanıcılarına Adobe T-shirti giydiren Hayati  şimdi giyecek, giydirecek ne bulacak?

MAC kullanıcları, küçük hesaplar peşinde koşanları iyi tanıyın….

Gerçek MAC kullancılarını  http://www.bizimelma.com da bekliyoruz..

01
Ağu
07

Duyuru-Yorum…

16 Temmuz 2007 tarihinde ElmaSuyu Kullanıcı Grubu içerisinde oluşan bir duruma parmak basmak amacıyla ve uyarı niteliğinde yazdığım yazının ilgili arkadaşlar tarafından ” Muhtıra ” olarak nitelendirilmesi beni şaşırtmadı. Beni asıl şaşırtan yazdığım yazıları neden dikkate alıp karşılığında açıklama yapmalarıdır.
Son 1 yıldır yaşananları dün gece oturdum ve düşündüm. Hem nereden nereye geldiğimizin kısa bir muhasebesini yapmak, hem de oluşan bu duruma bundan sonraki süreçte sağlıklı çözümler sunabilmek açısından yaptığım bu gerek genel değerlendirme ve gerekse kişisel değerlendirme sonrasında bir yere geldim ve durdum. Kendi kendime;

- Hade bee…

dediğimi hatırlıyorum. Anlamsız ve gereksiz bir açıklamaya yorum yazmanın yazılan yazı kadar anlamsız olacağını bilmeme karşın yine de karşımdaki kişilerin düşüncelerine olan kişisel saygım gereği ( nedense hala ) bu yazıya cevap vermeyi uygun gördüm.
Benim yazılarımı üşenmeyip okuyan ve okuduklarından birşeyler çıkartmayı kendisine görev edinmiş kişiler eğer dikkatli bir şekilde bakarlarsa gerek düşünce biçimi ve gerekse yazım tarzı olarak yıllardır aynı üslup çerçevesinde olduğunu göreceklerdir. ElmaSuyu Kullanıcı Grubu ve Adobeeğitim sitelerinde yazdığım burada sayısını vermeye gerek duymadığım tonlarca yazıyı üst üste koyabilseydik eğer aralarında üslup olarak herhangi bir fark olmadığını görebilirdik.
Keşke görebilseydik. Ama na yazık ki göremiyoruz, göremeyeceğiz de. Neden göremeyecekmişiz diye sakın bana sormayın. Bunu isterseniz gidin Hüseyin Usta ve Özkan Özcan‘a sorun bakalım size ne cevap verecekler. Hatta aldığınız cevabı daha sonra bana da bir zahmet söyleyin. Bakın ben bile neden olduğunu bilmeme karşın merak içerisindeyim.

Peki mihenk nedir? Kime göre olumlu, kime göre olumsuz. Olması gereken üslubun derecesini ( yumuşak veya sert ) kim ayarlayacak. Okuyan mı..? Yoksa yazan mı..? Ya da bu duruma dışarıdan ahkam kesmeye kalkan ama bu güne kadar bana gelipte;

- Hayrola durum nedir.? Merak ediyorum. Olaya tek taraflı şartlanmak istemiyorum.

diyeceği yerde esen rüzgara kapılıp giden, sonrasında ise gelinen yerin ne olduğu kafasına dank ettiğinde ise büyük bir telaşla zevahiri kurtarmak için bir zahmet gelen kişiler mi belirleyecek. 11 Mart 2007 tarihinden itibaren başlayan sürece kayıtsız kalmış hatta görmemezlikten gelmiş, sonrasında ise güvendiği dağlara yağan karın soğuk esintisinden kaçmak için sığınacağı güvenli bir liman arama telaşında olanların yaşanan süreç hakkında herhangi bir yorum yapmak bir yana tek bir söz etmeye bile hakları yoktur. Ama yine de bulunduğum konumun bana yüklediği nezaket ve sorumluluk gereği ( ki bu sorumluluğu bana kimse ulufe olarak vermedi aksine ben söke söke aldım ) ilgili kişilere son birkaç gündür yılmadan usanmadan sürekli başa alarak elimden geldiğince tek taraflı şartlanmışlıkları ile sordukları sorularına cevaplar vermeye çalıştım.

Bakın arkadaşlar, bu yaşanan süreç kesinlikle tek taraflı değildir. Bu süreçte her iki tarafında sorumluluk bilinciyle hareket etmesi ve süreci sağlıklı bir yatay geçişle tamamlamaları gerekirken her zamanki ” Üzerimizden atarız, sorumluluktan kurtuluruz ” tavrı öncesinde ve sonrasında geçerli olmuştur. Kendisine karşı bile sorumsuz olan bu sorumluların çözüm getirebileceği herhangi bir duruma bu güne kadar rastlamadım. Sabırla bekliyorum. Ayağına gelen topu bir an önce diğer oyuncuya atarak üzerindeki sorumluluğu ” Ben yaptım oldu ” mantıksızlığıyla ele alan bu arkadaşlarımızın bana teşekkür etmelerinin hiç bir mantıksal dayanağı yoktur.

Sürecin bu şekilde gelişeceğini önceden görüp gerekli uyarıları belgeleri ve delilleriyle kendilerine sunmama karşın ” Yahu bu adam bize niye yardım ediyor ” yaklaşımı ve ” Biz bu Melih Yongacı’nın her söylediğini yapmak zorundamıyız ” açıklamalarıyla konuyu sürekli savsakladılar. Hatta üzerimden kendisine paye edinmeye çalışanlar bile oldu. Yaşanan süreçte yazdığım her yazı sonrasında, yaptığım her uyarıda beni ” Paranoyak ” olmakla suçlayan ve ” Hayal gördüğümü ” iddia eden bu arkadaşların geldiği noktaya baktığımızda durumun ne kadar acıklı olduğunu belirtmemde sanırım herhangibir sakınca olmaz. Yoksa olur mu..?

Nasıl buraya kadar yazdıklarımda ” 2. Muhtıra ” havası var mı..? Anlamadım… Bundan sonrasını daha da ılımlı ve olumlu mu yazmalıyım..? Arkadaşım bak sen tarihin trenini kaçırmışsın, hareket memuruna kızıyorsun. Sen önce şu kolunda süs olarak tuttuğun saati doğru kullanmayı ve trenin kalkış saatine göre hareket edip ilgili treni kaçırmamayı öğren… Hadi bakim değerli kardeşim. Kaçan trenin arkasından dövünmek bir işe yaramaz…

Neyse… Şimdi daha öncesinde yukarda belirttiğim betimlemelerle karşı karşıya kaldığım o dönemde ve sonrasında tarzımı hiç değiştirmeden üslubumun derecesini ve ayarını bozmadan yazmaya devam ettim.

- Sen de kimsin. Kim oluyorsun. Senin varlığını da sözlerini de dikkate almayız.

diyenlerin yönetimi şimdi kalkmış bana teşekkür ediyor.

- Ben de size teşekkür ederim… Hem de sizin bana ettiğinizin iki katı kadar…

Tamam… Karşılıklı olarak bir güzel teşekkürleştik. Ne oldu şimdi..? Sorun çözüldü mü..? Camiayı oluşturan kişiler oluşan bu durumun nedenlerini, niçinlerini, bu ve bunun gibi durumların oluşma nedenlerini ve kişinin yaptıklarını öğrendi mi..? Hayır… Hatta benim siteden neden ayrıldığımı soran kişilere çıkıp ” Arkadaş kendisine site açtı ” diye her zamanki o meşhur geçiştirme tavrıyla cevap veriliyor.
Bu arada konunun en komik tarafı da şu. Arkadaşlarımız konuyu bilmiyorlarmış, kesin ve detaylı bilgi edinmeleri gerekiyormuş. ilginç. Hatta bir o kadar da tuhaf. Tabi alıştılar ortaya çıkan her durumda kendilerine delil vericez, belge sunucaz ve bu arkadaşlar da sonrasında ortaya çıkıp ” Olayı biz çözdük heh heh heee ” diyerek salım salım dolaşacaklar. O da yetmiyormuş gibi yeri geldiğinde de kendi aralarındaki mailleşmelerinde utanmadan sıkılmadan ” kendini bilmez 5 para etmez, kişiliksiz bir herif “, yazdıklarıma da ” alehte yazılan saçma teoriler ” diye yazılar yazacaklar.
Kuyrukları sıkıştığı zaman da ” Melih Yongacı’ya duyarlılığından ötürü teşekkür eder, … ” türü bir yazı yazacaklar. Genele başka, özele başka. Yazın şeker kardeşlerim. Yazın hatta daha da fazlasını yazın. Yazmaktan çekinmeyin.

Sonuç olarak gelinen noktaya baktığımızda ortaya herhangi bir şeyin henüz çıkmadığını görüyoruz.

- Patron izinden dönmedi. Dönsün gerekli basın açıklamasını yazacak…

durum aynen budur. Bekliyoruz şeker kardeşim. Biz nasılsa beklemeye alıştık. Ne demiş atalarımız ” Bekleyen derviş, muradına ermiş “. İyi de ben derviş değilim ne olacak şimdi. Bekle kardeşim patladın mı..? Tamam kızmayın bekleriz. Benim acelem yok. Eğer sizin de yoksa ki anladığım kadarıyla yok, o zaman neymiş..? Bekliyoruz, bekleyeceğiz…

- Beyefendi tren kaçta kalkıyor..?

- Bekle kardeşim, patladın mı..!

- Evet beyefendi PATLADIM…

01
Ağu
07

ElmaSuyuna Açık Mektup…

 

ElmaSuyu yönetimi içerisinde son dönemde oluşan bir durumu köşe yazılarımı yayınladığım bölümde üstü kapalı bir şekilde ve konuyla direkt olarak ilgili olan kişilere gerekli uyarıyı yaparak yazmıştım. 14 Temmuz 2007 Cumartesi tarihinde yayınladığım bu yazıda şu üç şartın biran önce yerine getirilmesinin her iki tarafa da üye olmuş kişilerin bundan sonraki dönemde bir şekilde mağdur olmalarının önlenmesi için harekete geçmeniz gerektiğini belirtmiştim.

1- Öncelikli olarak, Yavuz Kaynar’ın ElmaSuyu yönetiminden neden çıkartıldığını tüm ayrıntılarına varıncaya kadar kendi sitenizde açıklayacaksınız. Herkes herşeyi bilecek.

2- Sonrasında ise, bu kişinin yaptıklarını ElmaKurdu yönetimine de bildireceksiniz. Biliyorsunuz Yavuz Kaynar aynı zamanda ElmaKurdu yönetiminde de bulunuyor.

3- İlgili kişilerin mağduriyetinin giderilmesi için de çözüm arayışına gireceksiniz.

Sanıyorum siz her zamanki gibi bu yazıyı ya okumadınız ya da okumamak konusunda inat ediyorsunuz. Bu durumun sizin inatçılığınıza ya da kaprislerinize alet olacak tarafı artık kalmadı. Daha da önemlisi bu durumun sizin kişisel kaprislerinizin kurbanı olacak hali de kalmadı. Siz sanırım bu olayın ciddiyetini hala kavrayamadınız. Bence kavrasanız iyi olacak. Yoksa bu durumun ciddiyetinin altında kalacaksınız haberiniz olsun. Sizin ciddiyet anlayışınızın ne olduğunu bilmeme karşın yine de sizi buradan önemle uyarıyorum. Benim sözlerimi dikkate almayabilirsiniz. Durumu sizin için biraz kolaylaştıralım isterseniz. Buyrun…

Değerler:
Sorumluluk ve İnisiyatif : Genel olarak kamuoyunu Macintosh kullanım avantajları hakkında bilgilendirmek doğrultusunda üzerimize düşen tüm görevleri asla ticari kaygılar ve taraf olmadan yerine getiriyoruz. Birbirimize ve topluma karşı sorumlu davranıyoruz. İnisiyatif sahibi olmayı ve kurumsal sorumluluk yüklenmeyi ilke ediniyor, hedeflerimize ulaşmakta kararlı davranıyoruz.

Bakın ne güzel yazılmış bu yazı. Daha derine inecek olursak, ne anlatıyor bu yazı ” Birbirimize ve topluma karşı sorumlu davranıyoruz. İnisiyatif sahibi olmayı ve kurumsal sorumluluk yüklenmeyi ilke ediniyor, hedeflerimize ulaşmakta kararlı davranıyoruz. ” Kendinizin onayladığı ve sürekli her fırsatta ” Misyon, vizyon ” bilmemne dediğiniz bu yazıları kaç kez okuduğunuzu sormuyorum. Kapalı kapılar arkasında olaylara sözümona çözüm üretme mantığına dayanan düşüncelerinizin bu yazdıklarınızla ne tür bir ilişkisi olduğunu ise hiç sormuyorum. Bu yazılanlardan ne anladığınıza gelince işte onu sorarım.

- Birbirinize ve sahip olduğunuzu söylediğiniz toplumunuza karşı bu şekilde mi sorumlu davranacaksınız..?
- Doğru ve yerinde inisiyatifi bu şekilde mi kullanmayı düşünüyorsunuz..?
- Kurumsal sorumluluk yüklenmeyi ” Biz bu adamı siteden attık gerisi bizi bağlamaz ” mantığınızla mı yüklenebileceğinizi sanıyorsunuz..?
- Hedeflerinize bu tür bir yöntem izleyerek mi ulaşacaksınız..?

Olmuyor arkadaşlar… Siz kendi koyduğunuz kurallara uymasını bile beceremiyorsunuz. Misyonumuz, vizyonumuz, değerlerimiz diye yazdığınız yazıları laf kalabalığından çıkartmanın temel yönteminin her birine olması gerektiğinden daha çok değer vermek ve bunları yerinde, yeterli ve olması gereken en adil şekilde uygulamak olduğunu yoksa bilmiyor musunuz..? Hadi diyelim siz bilmiyorsunuz, sizi bu konuda uyaran abilerinizi de mi dinlemiyorsunuz..? Aklı başında abileriniz yokmu yoksa..? Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, olur olmaz her konuda kendisini öne çıkarmayı marifet bilen kerameti kendinden menkul abileriniz nerede..?
Pardon… Unutmuşum. Onlar ancak kendi çıkarları gerektirdiği zaman harekete geçerler. Bu durumda size neyin ne olması gerektiğini hatırlatacak kimse kalmıyor demektir. O zaman da işte böyle saçma sapan şeyleri yapmak ta size kalıyor.

Siz de kendinizce düşünmeden, nasıl olması gerektiğini süzmeden, aklınız sıra doğru yaptığınızı düşünüp, ne kadar az kişi duyarsa o kadar iyi olur mantığından hareketle etrafınıza topladığınız üç beş kişi ile bir toplantı yapıp durumu üstü kapalı açıklayarak zevahiri kurtarabileceğinizi düşünüyorsunuz dimi… Aferin size…
17 Temmuz 2007 tarihinde Taksim Kafe Ka’da yapacağınız toplantıya topladığınız yönetimde olan kendiniz dışında 9 kişiye yapacağınız açıklamanın ElmaSuyu üyelerinin tümünü içerdiğini mi sanıyorsunuz. Sizin sorumluluklarınızı yerine getirme mantığınız, bilgilendirme konusundaki bakış açınız, üstlendiğiniz sorumlulukların yerine getirilmesi konusundaki hassasiyetinizin derecesi anladığım kadarıyla bu 9 kişiden ibaret. Bırakın 9 kişiyi 19 kişiyi ya da 119 kişiyi bu toplantıda biraraya getirseniz ne olacak. Üzerinizde kambur olarak duran Yavuz Kaynar konusunu bu şekilde üzerinizden atabileceğinizi mi düşünüyor veya hesaplıyorsunuz.

Korkmayın, korkunun ecele faydasının olmayacağını bilin. Yüreğinizin yetmediğini bilseniz bile medeni cesaretinizi toplayıp, sitenizin yönetiminde ” Kullanıcı Sorumlusu ” olarak görev almış ve yaptıkları nedeniyle hem yöneticilikten hem de üyelikten atılmış bu kişinin gerçek yüzünün ve yaptıklarının ne olduğunu açıklayın.
Korkun, korkunun sizi gece uykunuzda bile rahatsız edeceğini bilerek uyuyun. Eğer açıklamazsanız ve bu süre içerisinde herhangi bir kişi daha buna benzer bir şekilde zarar görürse bunun sizin korkaklığınız ve küçük hesaplarınız yüzünden olacağını bilin. İşte o zaman gerçekten korkun. Çünkü birisi çıkıp size neden ve nasıl korkmanız gerektiğini bir güzel anlatır.

Bakın anlatmak dedim de aklıma geldi. Şimdi siz yarın ne anlatacaksınız topladığınız üyelerinize…

Yavuz Kaynar bunları yaparken bizim haberimiz yok muydu diyeceksiniz?

Yoksa haberimiz olduğu zaman zaten kendisini hemen yönetimden attık ekmek çarpsın mı diyeceksiniz.

Kendinizi haklı çıkartmak için hangi yalanları üyelerinize anlatacaksınız.

İsterseniz işinizi biraz kolaylaştırayım. Bana konu ile ilgili akıl danışmaya gelen yöneticinizi açıklayın.

Bu Yavuz Kaynar’dan nasıl kurtulabiliriz diyen yöneticinizi. Açıklayabilecekmisiniz..?

Biraz cesaretinizi toplayın ve açıklayın.

Korkmayın karşınızdaki kişiler dürüst ve mütevazi kişilerdir.

Anlatacaklarınızı anlayışla karşılayacaklardır. Belki biraz soru sorabilirler.

Ama dikkat edin, sorularını gözünüzün içine bakıp soracaklardır. Gözlerinizi onlardan kaçırmayın.

Peki bu kişilerin gözlerinin içine bakıp olanları anlatabilecek misiniz..?

Siz bence en iyisi üzerinize düşen sorumlulukların birinci sırasında olan yazılı açıklamanızı yayınlayın.

Bütün ElmaSuyu üyelerinin hakkı olan bu açıklamayı yapmaya çalışan veya durumu kendince sorgulamaya çalışanları ise engellemeyin. Yazılarını silmeyin.

Şimdi bu yazdıklarımın ışığında isterseniz başınızı ellerinizin arasına alıp veya birbirinizle bir kez daha haraketli bir şekilde yazışıp olayı mantıksal bir çerçevede düşünün. Yapacağınız her hareket, söyleyeceğiniz her söz, göstereceğiniz her tavır sizin gerçek niteliğinizi ortaya serecek. Siz bilirsiniz. İsterseniz şu an düşündüğünüz şeyi yapmayı deneyin. Korkmayın deneyin. Bir şey olmaz…

01
Ağu
07

Ayşe Tatile Çıksın…

Yıllar öncesinden bir anı ile konuya girmek sanırım oldukça nostaljik ve ilginç olacak.

Tarih 17 Ağustos 1974

Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Cenevre’de Yunanlı meslektaşı Yorgo Mavros’la, kıran kırana bir pazarlık sürdürüyorken görüşme bir yere gelir ve kilitlenir. Çözümsüzlük ortaya çıkar. İşte o anda Turan Güneş, Ankara’yı telefonla arayıp Başbakan Ecevit’e daha önce kararlaştırdıkları harekata devam şifresini verir: ” Ayşe tatile çıksın “.
O dönem telefon konuşmalarının dinlenebileceği düşüncesiyle daha öncesinde aralarında kararlaştırdıkları bu şifreli konuşmayı yaptıklarında sanırım telefonu dinleyen kişiler şöyle düşünmüşlerdir.

- Yahu adamlar savaş anında bile tatili düşünüyorlar…

Oysa ki bu kişiler ileri görüşlü ve mantıklı düşünceye sahip oldukları için olası durumları da düşünüp aralarında anlaşabilecekleri şifreli konuşmalarını daha öncesinde kararlaştırmışlar. O dönemi hatırlayanlar bilirler. Ben o dönemi çok iyi hatırlıyorum. Kıbrıs Barış Harekatının en heyecanlı günleriydi. Tüm aile savaşın tam ortasında Gelibolu’da bulunan teğzemin yanına tatile gitmiştik. Oradaki insanların gözünün içerisine baktığımda herhangi bir korkunun ya da telaşın olmadığını gördüğümü bugün bile hatırlıyorum. Yalnız biz çocuklar oluşan bu duruma biraz kızıyorduk. Akşamları herkes evlerine kapanır camlarını kalın battaniyelerle örter ve dışarı herhangi bir ışık sızmaması için büyük çaba gösterirdi. Biz ise akşamları dışarda yanan sokak lambasının altında oyun oynayamadığımız için oluşan bu duruma kızar bu savaşın bir an önce bitmesini sabırsızlıkla beklerdik. Karartma nedeniyle sokak lambaları yanmıyordu.

Gökyüzüne herhangi bir ışık sızmaması için herkesin gösterdiği bu çaba o dönemin düşüncesine göre yaşanan şehirlerin düşman uçakları tarafından bulunmasını zorlaştırmak içindi. Bu düşünce gereği ilgili şehirde yaşayan herkes mümkün olan bütün dikkatini bu durum için harcar, her taraflarını kapatır ve dışarıdan bakıldığında hiç bir şeyin görünmemesi için büyük çaba sarfederdi. Sanılan oydu ki ne kadar kapanırsak o kadar düşmandan gizleniriz.

Günümüzde ise bu tür bir düşüncenin ya da davranışın sanırım artık çok fazla bir anlamı ve önemi kalmadı. Kim kendisini veya bulunduğu yapıyı örtmeye ve korumaya çalışırsa çalışsın teknolojinin geldiği son noktada saklanmak, örtünmek, ve en önemlisi de ortada var olan gerçekleri gizlemeye çalışmak sadece devekuşlarına özgü bir durumdur ( kafalarını kuma görümce gizlendiklerini sanmaları örneğinde olduğu gibi ) ve bunun hiç kimseye herhangi bir yararı olamaz. Olsa olsa kişiler kendilerini avuturlar o kadar. Ama gerçekler değişmez, gizlenemez ve en önemlisi de ortaya çıkması önlenemez.

Bir süredir herkesten ve özellikle de benden köşe bucak saklanan bir konu da bu anlamda daha fazla saklanamayacağı anlaşıldığı için ilgili kişilerin sanki benden konuyla ilgili akıl alma ve en önemlisi de kendilerinin bu durumla herhangi bir ilişkisinin olmadığını vurgulaması anlamında konuyu bana gönüllü olarak aktardıklarında ( bunu aktaran kişinin patronuyla görüşmeden bana gelmeyeceğini sanırım söylememe gerek yok ) gözlerim sanki yerinden uğrayacak bir durumda ve hayretimi hiç gizlemeden, sinirlerimin beynimi zorladığını, bu durumun ortaya çıkmasının konuyla ilgili olan herkesi yakacağını ve bu konuya bulaşmak istemediğimi kendisine söyledim. Sonrasında kendimle başbaşa kaldığında, aslında konunun bir şekilde benim ilgili yapının içerisinde olduğum dönemde olmaya başlaması ve MaluMadaM’ın bunu sistematik olarak yapmaya başlamasının hangi amaçla benden gizlendiğini ve bundan kişisel olarak kendimin sorumlu olmamasına karşın mağdur duruma düşürülen kişi ya da kişilerin benim de arkadaşlarım olması nedeniyle bu konuyu açığa çıkartmak gerektiğini, daha başka kişilerin de mağdur olmaması için bu kişiye mutlaka engel olunması gerektiğini düşünmeye başladım.

Öncelikle ortaya çıkan bu rezaleti mağdur olan kişiyle hemen görüşmem ve konuyu kendisine sormam gerekiyordu. En azından durumu teyid etmeliydim. Mağdur duruma düşen kişiyle yaptığım görüşmede kişi önce konuyu kimden öğrendimi sordu, sonrasında bu durum bizim aramızda demeye başladı, daha sonra yaptığım konuşmada ise yönetimi oluşturan kişilerin bundan sorumlu olamayacağını ama bu durumu
da ElmaSuyunun yönetimine bildireceğini söyledi. Kendisine daha başka kişilerin de bu şekilde mağdur olmamaları için olayı bir an önce ilgili yere bildirmesini ve gecikmesi sonrasında oluşacak herhangi bir durumdan kendisinin de sorumlu olacağını belirttim.

Şimdi buraya kadar okuma sabrını gösteren kişiler eminim henüz ne olduğunu tam olarak anlamadılar. Bir şekilde ortaya çıkan bu saçmalığı bilenler ve konudan bir süredir haberi olduğu halde harekete geçmeyenler dışında hiç kimse tam olarak anlamadı. O zaman sabredin biraz. Çünkü anlatacaklarım henüz bitmedi.

Birkaç gün sonra ElmaSuyu yönetiminden konuyu bana anlatan kişiyle yaptığım konuşmada konuyu bir an önce açıklamaları ve MaluMadaM’ı yönetimlerinden ve hatta sitelerinden uzaklaştırmaları gerektiğini söyledim. Eğer yapmazlarsa bu durumu bir toplantı düzenleyerek herkese anlatacağımı da söyledim. 14 Temmuz 2007 Cumartesi gününe kadar da kendilerine süre tanıdım. İlgili kişi de bana bu tür bir toplantının ElmaSuyu için iyi olmayacağını bu mesuliyetten bir an önce kurtulacaklarını ve kendilerine 14 Temmuz’a kadar süre tanımamı istedi.
Bu arada konunun kahramanı olan kişi kuyruğunun sıkıştığını sanırım anlamış olacak ki daha öncesinde kendi bloğunda ” Zor ” başlığı altında bir yazı yazmış…

Hem de ne kadar zor. Kimileri çok rahat oynarken bu oyunu, ben, ya kurallarını bilmiyorum ya da oyunu oynamayı.
Tamam diyorum, yeniden başlayayım; ya oyunu öğrenmişimdir ya da oyunun kuralını. Ama buna kim izin ya da karar verecek ki!
Ben bu oyunun kurallarını sevmedim, oyunu da beceremiyorum… Yedek kulübesinden bir oyuncu istiyorum… Beni dışarı alın, yoksa sakatlanmamı mı bekliyorsunuz?!…

http://www.iskefiyeli.blogspot.com/

Arkadaşın yazdığı yazıyı isterseniz bir kez daha okuyun bakalım ne anlayacaksınız. Arkadaş sanırım bu işleri oyun sanıyor ya da bu güne kadar bizim ciddiye aldığımız her konu ilgili bu kişi tarafından bir oyun olarak algılanıyormuş ne yazık ki. Yaşamın kendisinin ne olduğundan bir haber olan bu kişi ciddiyetin olduğu hiç bir yerde bu güne kadar olmamasının nedenlerini de bu yazısıyla güzel bir şekilde anlatmış bence. Olaya başka bir bakış açısıyla bakarsak eğer ortaya daha ilginç bir durum çıkıyor. Oyuna kendi isteğiyle katılan ve katılması için hiç kimsenin kendisini zorlamamasına karşın sanki oyuna zorla girmiş ve oyundan çıkmak istemesine karşın kenarda kendisine kızan antrenörünün direktifleri doğrultusunda istemeyerek te olsa oynamaya devam eden ama bu durumdan da inanılmaz rahatsızlık duyan bu kişi antrenörüne bakıp adeta yalvarıyor.

- Alın artık beni bu oyundan. İstemeyerek oynadığım bu oyunda sakatlanıcam. O zaman alsanız ne olur almasanız ne olur…

türünden bir yazı yazıyor. Her zaman yazdığı türden kime ne anlattığı belli olmayan bu yazıdan anlayabildiğimiz ve sanırım hislerine tercüman olabildiğimiz bu yazı ve sonrasında gelişen durumlar sonucu gelinen noktada bu ilgili şahıs ElmaSuyu yönetiminden ya çıkartılıyor ya da çıkıyor.

Hüseyin Usta * (Başkan)
Mehmet Karakurt * (Başkan Yardımcısı)
Özkan Özcan (Başkan Yardımcısı)
Hüseyin Asa * (Web Yönetim Sorumlusu)
Nüket Hotalı (Genel Koordinatör)
Cem Yener (Yurtdışı İlişkiler Sorumlusu)
Dursun Çavuş (Yurtiçi İlişkiler Sorumlusu)
Engin Ay (Kullanıcı Sorumlusu)

Şimdi geride kalan bu isimlerini verdiğim kişilerin tümüne şunu sormak istiyorum.

- Gördüğüm kadarıyla Yavuz Kaynar artık yönetiminizde yok. Yanılıyor muyum? Bu durumu ya kendisi istedi ya da siz onu yönetiminizden çıkarttınız o kadarını bilemem. Hem farketmez de zaten. Pekii… Neden bu kişinin yönetimden çıkmasının gerekçelerini açıklamıyorsunuz..? Açıklama yapmak için birilerinin sizi dürtmesini mi bekliyorsunuz…

- İlgili kişiyi yönetimden çıkarttık. Artık bundan sonra olacaklardan biz sorumlu değiliz…

Yani konu bu kadar basit öyle mi..? Biz bu adamı yönetimden çıkartırız, Yavuz Kaynar kimden ne aldı ne verdi ona da karışmayız. Bizi bağlamaz. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Çünkü bu durumu bir süredir biliyordunuz ve eğer sizleri zorlamasaydım harekete geçmeyecektiniz. Her zamanki gibi ” Kol kırılır yen içinde kalır ” politikası izleyecektiniz. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranacaktınız. Şimdi kalkmış biz olanlardan sorumlu değiliz diyorsunuz ama herhangi bir açıklama yapma cesaretinde ve nezaketinde de bulunmuyorsunuz.

Arkadaşlar, şimdi kendi aranızda konuşmayı bırakıp sessiz ve dikkatli bir şekilde beni dinleyin bakalım…

1- Öncelikli olarak, Yavuz Kaynar’ın ElmaSuyu yönetiminden neden çıkartıldığını tüm ayrıntılarına varıncaya kadar kendi sitenizde açıklayacaksınız. Herkes herşeyi bilecek.
2- Sonrasında ise, bu kişinin yaptıklarını ElmaKurdu yönetimine de bildireceksiniz. Biliyorsunuz Yavuz Kaynar aynı zamanda ElmaKurdu yönetiminde de bulunuyor.
3- İlgili kişilerin mağduriyetinin giderilmesi için de çözüm arayışına gireceksiniz.

Yüklendiğiniz sorumluluk gereği bunları yapmaya mecbursunuz. Her zamanki gibi pislikleri halının altına süpürerek temizlik yaptığınızı sanmanızın veya herşeyin üzerini örterek hiç bir şey yokmuş gibi davranmanızın artık sizi kurtarmayacağını bilmelisiniz. Hala anlamadıysanız eğer son olarak size şunu söylemek isterim, ” Ya açıklarsınız ya da sizin yapmadığınızı her zamanki gibi yine ben yaparım. Yani açıklarım…

Buyrun karar sizin…

Önemli Not: Daha önceki yazılarımdan birinde bundan sonra Yavuz Kaynar hakkında herhangi bir şey yazmayacağımı önemli belirtmiştim. Ama gelişen bu son durum konuya kayıtsız kalamayacağım kadar önemli ve benim dışımda tüm camiayı yakından ilgilendirmesi nedeniyle bu yazıyı yazmak zorunluluğunda ve kişisel sorumluluğumda olduğumu burada ayrıca belirtmek istiyorum.


01
Ağu
07

Zorunlu ve Gerekli Bir Açıklama…

Edindiğim bilgilere göre ilgili kişiler en sonunda bana ve aileme ait olan fotoğrafları sitelerinin galeri bölümünden kaldırmışlar. Ne güzel. Kendilerine teşekkür ederim. Normalde yapmanız gereken bu işi direnmeyip zamanında yapmış olsaydınız ben de bu yazıyı yazmak için zahmet göstermemiş olacaktım. Her zaman söyledim ve söylemeye de devam edeceğimi ısrarla belirtiyorum. Gördüğüm yanlışlıkları kime ait, ne konuyla ilgili olursa olsun öncelikle uyarma, sonrasında ise ortaya serme konusunda her dönem gereken hassasiyeti göstermeye çalıştım çalışacağım.

Kol kırılır yen içinde kalır dönemi ne yazık ki artık kapandı. Bunu hala anlayamamış olan kişilere de kafalarını gömdükleri kumdan çıkartıp biraz etrafa bakmalarını ve sanal ortamın sanal kişileri olmaktan çıkıp gerçek yaşamın gururlu, onurlu, dürüst bireyleri olmaya davet ediyorum.

- Atıyor, yok böyle bir şey.
- Size hayallerini aktarıyor, bir taraflarından uyduruyor.
- Israrla size gerçekle ilişkisi olmayan senaryolar üretiyor.
- Lisan-ı manasiple anlatması gerekirken, abuk subuk yazıyor.
- Size kendi hayal aleminin düşüncelerini gerçekmiş gibi göstermeye çalışıyor.
- İçerisine düştüğü ruh halini yansıtıyor.
- Zamanla herşeyin ortaya çıkacağını göreceksiniz.
- Yeni bir şey değil. Bu herif her zaman böyleydi.
- Anlaşılması zor yazılar yazarak dikkat çekmeye çalışıyor.
- Lehine olmadığını düşündüğü durumları es geçiyor.
- Artık ne yazacağını da şaşırdı.
- Neyin ne olduğunu karıştırmaya başladı.
- Canının her istediğini yapmak zorunda değiliz.
- Israrla kendisini uyarmamıza rağmen her dönem kafasının dikine gitti.
- Sizlere özelden bağlanıp kafakola almaya meraklıdır.
- Ilımlı yaklaşımları tümüyle sahteymiş.
- Neyi ne zaman yapması gerektiğini bir türlü öğrenemedi.
- Israrlarımızın fayda etmeyeceğini biliyorduk. Ama ona güvenmiştik.
- Zamanla kimin doğru söylediğini herkes görecek.

Bu örnekler bir o kadar çoğaltılabilir. Söylenecek her bir sözün karşılığında sayfalar dolusu açıklama yapabilirim. Amacım bol keseden yazı yazmak değil, ortada varolan ve görmek için biraz çabanın sarfedilmesi gereken gerçeklerin toplanıp, derlenip yine sizlere sunulmasından başka bir şey değildir.

Somuttan soyuta, soyuttan somuta prensibi çerçevesinde bol keseden atılmış bir ton içi boş yazı çuvalının içerisinden topladığım ve tümüyle gerçekleri yansıtan, olmaması gereken yerdeki olmaması gereken kişilerin ağzından saçılmış bu sözlerin puzzle’daki yerlerine oturtulmasından başka bir şey değildir. Doğruları söylesinler alkışlayalım. Gerçekleri anlatsınlar, destekleyelim. Yapmaları gereken görevlerini hatırlasınlar destek olalım. Bu şekilde davranmaya devam ettikleri sürece her kim olurlarsa olsunlar yaptıkları yanlışlıkları ortaya sermeye devam edeceğim. Sahip olduklarını söyledikleri sorumluluk düzeylerinin sıradan, öylesine ve boş zamanları değerlendirici bir özelliğinin olmadığını ya kavrayacaklar ya da ellerini ve pisliğe batmış eteklerini bu camiadan çekecekler.

Hiç bir şart ve koşul öne sürmeden, hiç bir kimseye her ne tür neden olursa olsun arka çıkmaya kalkmadan bu işi yapacaklarsa yapsınlar. Yok yapamıyoruz, yorulduk, bıktık, sıkıldık, türünden kendince açıklamaları varsa buyursunlar bıraksınlar. Hiç bir zaman gidenin yeri boş kalmaz.

Durdurun dünyayı inecek var ” türünden arabesk kokan düşüncelerini orada burada bilmem nerede, sitelerinde, bloklarında kendilerini acındırmak veya haklı çıkarmak için kullanmaya kalkmasınlar. Dürüst olmayı başarabilmek için çaba sarfetmek gerektiğini bilmeyecek kadar akıldan yoksun olduklarını düşünmediğim kişi veya kişilerin yaptıklarını affettirmek için yakınma ve kendisini acındırma moduna girmeleri onları kurtaramayacak. Sizin inebilme cesaretiniz varsa benim de bu dünyayı durdurma cesaretim var. Buyrun inmek için gerekli hazırlıklarınızı yapın. Zamanınız her geçen gün daralıyor. Yakında ortaya çıkacak kokunun herkesin burnunun direğini kıracağını sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Temizleyin pisliğinizi. Temizlemezseniz eğer birileri çıkar ve kangren olmaya yüz tutmuş o cerahati patlatır. Ortaya saçılanlar sonrasında kimler ne şekilde zarar görür onu da yaşayarak görürüz. Beni ilgilendirmez, ben buranın bostan korkuluğu değilim türünden düşüncelere de sahipseniz eğer bu düşüncelerinizin sizi kurtarmayacağını bilmeniz gerekir.

Sorumluluğu paylaşanlar, o sorumluluğun getirdiği sonuçlara da katlanmak durumundadırlar. Kendinizi terayağındaki kıl gibi sıyıracağınızı düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. Sizi gözleyenlerin öyle bir tek kişi olduğunu da düşünmeyin, harekete geçin ve içinizde bulunan pislikleri bir an önce dışınıza atın. Benden uyarması, aslında size iyilik yapıyorum ama siz bunun da farkında değilsiniz. Her zamanki gibi yine yazıyor diyebilirsiniz. Ortaya çıkanlar sonrasında siz bana değil biz size gülücez haberiniz olsun.

Saygılar…

01
Ağu
07

Kulağı dururken gözüyle dinleyenlere…

Selam,

Bir yapı düşünün ki bu yapıyı oluşturan ve kendilerine ” Biz buranın yöneticisiyiz ” diyen kişiler son günlerde ne yaptıklarını, neyi nasıl yaptıklarını artık bilememektedirler. İçlerine düştükleri açmazın yanında kendilerine söylenen sözleri de kulaklarını bırakıp sanki gözleriyle dinlemektedirler. Kendilerine söylenenler karşısında uzun uzuun bakmaları da sanırım bunun bir göstergesidir. Boş bakışlarını kaçırmak gereği bile duymayan bu kişilere üzerine basa basa söylememe karşın hala kendi siteleri üzerinde bulunan ” Galeri ” bölümünde benim ve ailemin fotoğraflarını yayınlamaya devam ediyorlar. Bu kişilere bir durumu, bir düşünceyi, bir anlayışı bir yaklaşımı başka türlü nasıl anlatabilirim bilemiyorum.

Bu kişileri karşıma alıp;

- Yahu kardeşim siz neden bu kadar mankafasınız..? Size sözlü olarak söylemedim mi..? Yazılı olarak ne istediğimi anlatmadım mı..? Bunca söze ve yazıya karşın hala neden benim ve ailemin fotoğraflarını sitenizde yayınlamaya devam ediyorsunuz..?

Desem eminim ki bana hemen;

- Ne diyorsun kardeşim sen..? Hepsini kaldırdık, sen rüya mı görüyorsun…
diyeceklerdir. Ben değil ama sanırım siz hala rüya alemindesiniz. Burnunuzun ucunu bile göremiyorsunuz artık.

Bakın, size son olarak söylüyorum. Fotoğrafları kaldıracaksınız…
Siteniz üzerinde bana ait hiç bir şeyin olmasını istemiyorum. Sizinle aynı ortamı paylaşmak hatta aynı havayı bile solumak istemediğimi size daha kaç kez söylemem gerekiyor. Size yazdığım yazıyı bir kez daha okumanız için bu alanda yayınlayarak söylüyorum, fotoğrafları kaldırın. Her fırsatta, her ortamda kapalı kapılar ardında arkamdan söylemediğiniz söz kalmadı. Yazdıklarınızı ve konuştuklarınızı biliyorum. Tüm bunlara karşın hangi düşüncesizlikle hala siteniz üzerinde bana ve aileme ait fotoğrafları bulunduruyorsunuz. Kaldırın kardeşim siz de rahatlayın, ben de.

Hadi bakim şeker kardeşim göreyim seni. Sinirlenmeden sakin sakin bak şu fotoğraflara. Sinirden kim kimdir karıştırıyorsun, gidip yanlış fotoğrafları siliyorsun. Sakin ol biraz. Kaldıracağın resimler bize ait olanlar. Başkalarının fotoğraflarını niçin siliyorsun..?

Aşağıda 04 Temmuz 2007 tarihinde ElmaSuyu yönetimine gönderdiğim maili hala anlamamış olmaları nedeniyle tekrar gönderir türünden burada yayınlıyorum. Umarım bundan sonra kendilerine anlatılanları kulaklarıyla dinlerler…

Selam,

Sitenizin üyesi olmamama karşın galeri bölümünüzde kendi resimlerimin olduğu bana üyeleriniz tarafından bildirildi.
Bu durum bence hiç hoş değil.

Yaptığınız açıklamalarda sitenizden, arkanızdan çevirdiğim dolaplar nedeniyle atıldığımın uluorta söylenmesine karşın hala tutmuş bana ve aileme ait olan resimleri galeri bölümünüze koymuşsunuz. İnsan biraz tutarlı olur.
Sahtekar olarak yaftaladığınız bir adamın resimlerini hangi akla hizmetle sitenize koyuyorsunuz.

Buna resmen ” Yavuz hırsız ev sahibini şaşırtır ” derler. Eee ben Yavuz hırsız olmadığıma göre hangi mantıktan hareketle bana ve aileme ait olan resimleri sitenizin galeri bölümünde tutuyorsunuz. Bu resimleri hemen galeri bölümünüzden çıkartacaksınız.

Benden uyarması. Yok eğer, ” Çıkartmayız arkadaş…” derseniz siz bilirsiniz.

Saygılar…

Not: Bu yazı Nüket arkadaşımızın isteği üzerine kendisine gönderilmiştir.

01
Ağu
07

www.kavgamodundaegitim.com ( adobe egitim ve elmasuyu )

Selam arkadaşlar

Bu sizlere uyarı mesajımdır

Sitede ….. …….le başlayan dökülme devam edecek biliyorum
nerden biliyorsun dersen Melih Yongacıyı çok iyi tanıyorum çünkü
Bu kendini bilmez 5 para etmez bu herif Hüseyin ve benim tarafımızdan
kişiliksizliği ve arkamızdan çevirdiği alicengiz oyunlarının ortaya çıkması
nedeniyle Elmasuyu’ndan atıldı.

Bu adamın bizimle büyük kuyruk acısı var ve bu işe sizleri de alet etmek
istiyor. Aman dikkat. Eminim kafakol muhabbetlerine başlamıştır ki kendisi
bu alanda uzmandır.

Zamanında onu bir abimiz bir büyüğümüz olarak gördük ama onun kafasında hep
bir basamak taşı, amacına alet edilecek birer insan olarak görünüyormuşuz.
Anlamamız biraz geç oldu ama bu da bizim insanlara karşı olan güvenimizden
kaynaklandı.

Kendisinin adam yerine koyulacak bi tarafı olmadığını biliyorum ama
arkadaşlarıma zarar vermeye başladığı için sizlere bu uyarıyı yapma
ihtiyacı hissettim.

Onunla olan ilişkilerinize lütfen dikkat edin. MSN sohbet kayıtları dahil
aranızda diye yazdıklarınızı yarın sizinle ters düştüğünde aleyhinizde
delil diye saçma teorilerle süsleyip sitesinde pardon bataklığında yayınlamaktan
çekinmeyecek kadar karaktersizin tekidir.

Bakın zamanında o siteyi birlikte kurdukları Yavuz Kaynar’a bile demediğini
bırakmıyor.

Detayları öğrenmek için yavuz abiye sorabilirsiniz

Onun zihniyetindeki insanları kaybetmekten gocunmam hatta memnun olurum.
Başka firemiz olacakmı onu da bilmek isterim. Gitmek isteyen bana özelden
mail atsın .

Şu anda ….. …….i halletti sıradaki hedefler ….. ……., ….. ……. ve
diğerleriniz.

….. …….’in adobedeki çıkışıyla bir anda iki gündür polemikelmasında ortaya
çıkması hakkaten ilginç bu arada

Melih zaten hep diyordu eskiden benim asıl hedefim adobeğitimdekiler,
elmasuyundan gelenlerle benim işim olmaz diye.

Gitmek isteyenin önü açık ama kendinizi kullandırmayın. Hepiniz onun için
birer avsınız çünkü. Birer basamak…

Onu gereksiz planlarıyla başbaşa bırakıp önümüze bakıp projelerimize
bakmalıyız

ne dersiniz???

….. …….e not: Hala geri dönebilirsin yerin seni bekliyor olacak
sinirin kimseye faydası yok yanlışın neresinden dönülse kardır
biliyorsun…

Yukarıda yazılmış bu yazı Özkan Özcan’ın adobe eğitim sitesinin yönetiminin kendi aralarındaki mail-listesinde yazdığı ” Korkunun Ecele faydası ” türünden yazılarından biridir.

Bir ton ipe sapa gelmez yazı. İlgili kişi bu yazıları yazacağı yerde kişilere yararlı olmak adına bir şeyler yapsa daha uygun olur bence. Sözü geçen sitedeki kişilerle o türden hiç bir ilişkim olmamasına ve sözü geçen kişilerle söz edildiği türden hiç bir konuşma yapmamama karşın içerisine düştükleri açmazın sorumluluğunu kendilerinde arayacakları yerde anlamsız ve aptalca hedefler göstermeleri kendi sığlıklarıdır. Tümüyle kişisel sürtüşme, kavga, düzeysizlik ve ciddiyetsizlik kokan sitelerini düzeltmek için uğraş vermeleri gerekirken kendilerine sanal düşmanlar edinmek doğrultusunda uğraş vermeleri içerisine düştükleri aczin tipik bir örneğidir.

Özkan Özcan’ın kendince çizdiği kişisel çıkar sağlama düşüncesine uyduğunuz sürece bir numaralı adam, her yerde parmakla gösterilen kişi, uymadığınız zaman ise arkadan ali cengiz oyunları çeviren bir kişiliksiz. Dangalaklığın bu kadarı az bulunur türden bir durum olsa gerek.

Hiç bir şart ve koşul altında kişilerin çıkarlarına hizmet etmedim ve etmeyeceğim. Bunu her zaman her yerde ve her şekilde söyledim. Anlayan anlar, anlamayanın kendisi bilir. Yalnııız… Kişilerin yazdıkları yazılarda benim adımın geçtiği her ne tür yazı olursa olsun bunun kişisel sorumluluğunu taşımaları gerekir. Klavyem sürçtü, yok aslında ben böyle yazmak istememiştim, ben bunu özel bir yerde bazı kişilere özel olarak yazmıştım türü açıklama yapacak olsalar bile bu tür yazı yazan kişileri yazdıkları bu tür yazılar sonrasında teşhir ederim. Bu ve bunun gibi kişilerin yazdıkları her yazının er ya da geç ortaya çıkacağını bilmeleri ve yazdıkları yazıların sorumluluğunu üstlenebilme cesaretinde olmaları gerekir. Bu cesarete sahip olmayanları ise korkak, iki yüzlü ve sahtekar ilan ederim.

Bu kişileri sonradan yönetime aldıkları ve paçalarını pislikten kurtarması için kendisine dört elle sarıldıkları kişiler bile kurtaramaz. Hatta onlar hiç kurtaramaz. Birleşin, birleşin hatta daha başka kişileri de yönetiminize alın. Dışarda kimse kalmasın. Eğer siz karar veremiyorsanız kimleri alacağınıza, ben size liste olarak atarım veya e-light listesinde kimler kaldı yönetime girmeyen onlara bir bakın bakalım. Her geçen gün bir o kadar daha batıyorsunuz. Bu konuda sizi çok önceleri uyardığımda durumun bu noktaya geleceğini söylediğimde kulak asmamıştınız.

Bu arada benim zamanında adamın birine yem olarak söylediğim bir sözü ortaya sürmeniz de sizin ve o MaluMadaM’ın ne kadar sığ niteliğinizin olduğunun bir göstergesidir.

Doğrusunu benden öğrenin isterseniz:

- Benim hedefim değil amacım var. Aslolan amaçtır. Kişi ya da kurumlar amaçları doğrultusunda kendilerine hedefler biçerler. Burada amaç tüm camiayı kucaklamaktır. ( Senin ve senin gibilerin kıytırık sitesinden adam çalmak gibi sığ bir düşüncem olamaz. O düşünce ancak sen ve senin gibilere özgüdür ). Sitenin üst bantında yazan yazı da bunun bir göstergesidir. ” Bağımsız Macintosh Kullanıcıları Platformu “. Beyefendi siz daha kavramların ne olduğunun farkında değilsiniz. Öyle cart curt türünden yazı yazmaya benzemez bu işler. Bence siz önce gidip literatürde adı geçen bu ve buna benzer tanımlamaların ne anlama geldiğini öğrenin ve ondan sonra yazı yazmaya başlayın. Ne demişler ” Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır “

Sapla samanı birbirine karıştıran bir zihniyetin temsilcisi sözümona beni suçluyor. Sen bana hafif gelirsin Özkan. Senin ağababaların gelsin. Zaten yavaş yavaş perde arkasında aportta bekleyenler de sahneye çıkıyor. Onları da görücez. ” Rahat, hazrolll dikkat ” modunda bir tavır ancak sahip olduğunuz bakış açısını gösterir o kadar.

Bu düşünce biçimi ve bakış açısıyla siz sadece kendinizi kandırırsınız. Buyrun şimdi sizi açık olmaya ve bu yazıyı kendi sitenizde de yayınlamaya davet ediyorum. Açık olmaktan korkmayın. Perde arkasında dolaplar çeviren ben değil asıl sizlersiniz. Korkmayın, çıkın ortaya ve yazın düşüncelerinizi. Herkes sizin gerçekte ne düşündüğünüzü bilsin. Bunda korkulacak bir şey yok. Kimse sizi ısırmaz. Sadece ne olduğunuzu görür. Camianın sizin gibi içi boş sanal kişiliklere değil, gerçek kimliğiyle ortaya çıkma cesareti gösteren kişilikli insanlara ihtiyacı var. Gösterin gerçek kimliklerinizi yüreğiniz yetiyorsa.

Saygılar…

Önemli Not: İlgili yazıdaki ….. ……. olarak geçen kişilerin ismi kendisinin ricasıyla kaldırılmıştır. Ayrıca bu ….. ……. isimli kişi şu an sitemizin üyesi de değildir.

01
Ağu
07

İzlenim Raporu..

Bir süredir bu köşede yayınladığım yazılarımın hangisinin ne kadar okunduğunu merak etmedim desem yalan olur. Bunun üzerine aşağıda çıkarttığım izlenme raporunu size de sunuyorum. Siz de bakın bakalım ben mi yanlış gördüm yoksa gerçekten de öyle mi?

Yazdığım yazıların dikkate alınmamasını ve hatta alınmadığını söyleyen kişilere bu sonuçlar sanırım iyi bir cevap olur.

Gazetede, dergide yazı yazan kişiler bilirler, yazıyı yazan kişiden harf vuruş sayısına göre yazı istenir. Bu anlamda olayı ele aldığımızda ortaya ilginç bir sonuç çıkıyor.

Yazılan konu sayısı : 14
Yazılardaki toplam vuruş sayısı: 134.061 ( no spaces ) yani boşluklar sayılmıyor.

Yazılan yazıların okunma sayısına göre sıralaması:

Hayati Meseleler………………………………… 142
Kerameti Sitesinden Menkuller…………..    138
Yalancı Çobanın Hikayesi…………………..  130
Yavuz Kaynar’a Cevap………………………..102
Türküm, Doğruyum, Photoshopçuyum…   69
Kayıp Yazılarım – 3……………………………..  59
Kurtlar Sofrası – 1………………………………… 58
Karaların Mehmedi………………………………  35
Hemen Bırakın Beyler………………………….. 31
Eteğimizdeki Taşlar – 1………………………..  29
Aslan, Orman ve Kafes………………………… 28
Kayıp Yazılarım – 1……………………………… 15
İşgüzarlığın Acı Sonu……………………………13
Kayıp Yazılarım – 2……………………………… 12

Toplam okunma sayısı : 861 kez. ( İlginç değil mi? )

Şimdi gelelim buradan çıkartılacak derse…
Burada yazılan bu yazıların hiç birinde geyik, lak lak, gevezelik ya da safsata mugalata yok. Burada yazılan yazılar bir düşüncenin ( ki o düşüncenin ne olduğu yazıların tümünde ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor ) ortaya serilmesidir. Eğrisiyle, doğrusuyla ama tümüyle gerçek olarak. Kim ne derse desin, ne zırvalarsa zırvalasın aldırmadan tümüyle gerçeklere yönelik bir durumu üstelik delillerini de ortaya koyarak herkesin bilmesini sağlamaktır. Kapalı kapılar ardında ve hatta kişilerin daha arkalarını dönmeden birbirleri için söylediklerinden tutun da, milleti aptal yerine koyarcasına ulu orta her tarafa saçtıkları ve sözümona nitelikli düşünceleri olarak ortaya serdikleri laf kalabalığı ve düzmecelerle dolu yazılarının aslında herkesin dikkatine sunulmasıdır. Sinirden ne yapacaklarını şaşırdıkları hatta eminim küplere binip binip oradan indikleri durum da bunun bir göstergesidir. Hala utanmadan ve yüzsüzce kapalı kapılar ardından suçlamaya akılları sıra kendilerince karalamaya çalışıyorlar.

- Devam edin beyler, devam edin. Söylediğiniz her söz sonrası ne kadar alçaldığnıza siz bile sonunda şaşıracaksınız. Hatta niye bu duruma geldiğinizi düşünmeye başladığınızda içinizdekileri kusacağınız ve anlatacağınız sizin gibilerin dışında etrafınızda kimsenin kalmadığını göreceksiniz. O zaman körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar durumu olacak ki bu zaten olması en doğal olandır.

Buyrun, sizi yazmaya ama yazdıklarınızı yazdıktan sonra bir kez daha iyice okumaya davet ediyorum. Yazın, yazdığınız her yazı sizin iç yüzünüzün ortaya serilmiş şeklidir. Hatta bence bir araya gelip öyle yazın. Beşiniz,onunuz, hatta tümünüz. Nasılsa çok yakın bir zamanda tümünüz aynı çatı altında toplanacaksınız. Başka çareniz yok çünkü.

Saygılar…

01
Ağu
07

Kerameti Sitesinden Menkuller..!

Selam,

Bir süredir gerek çevremde, gerekse dışımda bulunan kişiler sürekli neden uzun yazdığımı soruyorlar. Bu tür sorular soran herkese tekrarlamaktan bıkmış bir şekilde şunu anlatmaya çalışıyorum.

- Bazı şeyler vardır ki bunların açıklığa kavuşması için sizin yaptığınız gibi iki satır yazı yetmez. Uzun, açık ve net olarak herşeyi enine, boyuna ve de derinliğine incelemek, öncesini, sonrasını irdelemek gerekir. Hatta bu tür uzun ve açıklayıcı yazılar yazmama karşın hala bazı kişilerin ne anlattığımı anlamamasına da şaşırmamak gerekir diye düşünüyorum.

Açıklamayı bu şekilde yaptığımda durumu anlama yeteneğine ve becerisine sahip olan kişilerin bu tür yazım şeklimi anlayışla karşıladıklarını, anlamak istemeyenlerin ise hala yüzüme boş boş baktığını görüyorum. O boş bakışların arkasında bazı kişisel beklentilerin veya kişinin bilgi yetersizliğinin getirdiği sığlığın olduğunu gördükçe kendi kendime üzülüyorum. Elimden geldiğince, yetişmeye ulaşmaya çalıştığım kişilerin tümüne en basitinden yaşamın ve içerisinde bulunduğu camianın gerçeklerini anlatmaya çalışıyor, kişilere mümkün olanın en üzerinde bir gayretle yıllardır mevcut gerçekleri aktarmaya çalışıyorum. Bulunduğum her platformda yaklaşık 5 yıldır camianın bir yerlerinde olduğunu sanan kişilerin gerçek yüzünü açığa çıkartmak için ve bunu sonuçta hiç bir kişisel menfaat gözetmeksizin yapmaya çalıştım ve bundan sonra da çalışacağım.

Ne demiştik başlığımızda “ Kerameti Sitesinden Menkuller ” peki kim bunlar sizce ve bunların ne tür kerametleri olabilir. Yada kerametleri var mıdır? Bu siteler ve bunların kendince yöneticisi iddiasında olan bu kişiler yıllardır bu camiada olmalarına karşın bu camiayı ve içerisinde bulundukları yapıları bir arpa boyu bile ileri götürememişlerdir. Hatta etrafında bulunan kişilere de ara gazı vermenin ötesine geçemeyen kişiler olarak önümüzdeki süreçte parmakla gösterileceklerdir. Sahip olduklarını söyledikleri bilgilerini sektörün genel kalitesinin yükseltilmesi için harcayacakları yerde bu durumdan kişisel çıkar sağlamak gibi bir yöntem izleyerek sahip oldukları düşüncenin kalitesini de ortaya sermekte üzerlerine yoktur. Başında bulundukları ve sözde kendilerine ” Macintosh Kullanıcı Grubu ” dedikleri sitelerinin mantalitesini bile uygulamaktan aciz ya da açıkça söylemek gerekirse fırsatçı olan bu kişiler ellerine geçen en küçük bir fırsatta bile olayın üzerine atılmak için içerisinde bulundukları durumun önemini hemen bir kenara bırakmakta hiç bir sakınca görmüyorlar. Bu arada kendilerinin dışındaki kişilere de bu noktada güzel bir örnek oluşturmak için ” Bizimle beraber olan bu fırsattan yararlanır ” türünden yazılar yazmakta da hiç bir çekince duymuyorlar.

Kendilerini akılları sıra istişare kurulu üyeleri olarak gören bu arkadaşlarımız oluşturdukları e-light ( Seçilmiş elmakurtlarının dayanışma ve yardımlaşma listesi ) listesinde öncelikle kendilerini sonrasında ise kendilerinin bu camiada bir şeyler yapacağını sanan garip kişilerin tümünü yalnış yönlendirmektedirler. Yanlış yönlendirmek kelimesi aslında bu duruma genel olarak bakıldığında hafif bir söz olarak kalır bence. Eklemlendikleri kurumla olan al takke ver küllah ilişkilerinde de yaranmanın son noktasına ulaştıklarını sanırım kendilerine haklılık zemini olarak görebilirler ama satışa getirdikleri ve sitelerine bağlı olan kullanıcılara bu durumu nasıl açıklayacaklar işte bu durum merak konusudur.

Her fırsatta kendilerini camianın önder yapısı olarak gösterenden tutun da, verdiği bilgilerin bu güne kadar kimseye herhangi bir zararı olmadığını söyleyene ( ! ), her kuyruğu sıkıştığında son üç yıldır ciddi bir mücadele verdiğini, bunu yaparken de çoluk çocuğuyla bile yeri geldiğinde ilgilenemediğini hatta bu işe cebindeki son kuruşunu bile koyduğunu söyleyenine kadar bir çoğu bir dönem Bilkom ile yapılan bir toplantıda iki kelime ettikleri üzerine ahkam kesmeyi yıllardır sürdürmüşler ve bu durumu her fırsatta sanki şu an yapıyorlarmış gibi göstermeyi kendileri için hak bilmişlerdir. Bundan üç yıl önce yapılan bir toplantıda söylenen sözlerin sanki bugün de söyleniyormuş gibi gösterilmesi ve bu durumun kendilerine hala saygı duyulması gerektiğini düşünmeleri ise ayrı bir komedi durumudur. Basit mantık gereği bile düşünüyor olsak köprünün altından suların aktığı ve dün yapılan bir konuşmanın bugün geçerli olmadığı gerçeğini gördüğümüzde, biz kişilerin geçmişte yaptıklarını değerlendirir eğer olumlu davranışları varsa kendilerini över eğer yanlışları varsa da gerekli eleştirilerimizi yaparız. Bunu yaparken kişilerin geçmişte yaptıklarını şu an yaptıklarından ayrı tutar, mümkün olduğunca objektif olmaya çalışırız. Kişisel gıcıklaşma, sürtüşme ya da en basitinden hınç alma gibi bir durumumuz olamaz. Camiada oluşan her ne olursa olsun ilgi ve bilgi alanımıza giren bir durumu mümkün olduğunca kendi mantık süzgecimizden geçirir buna kendimizce olması gereken en objektif yorumu getirmeye çalışırız. Herkesin de bildiği gibi bir kişinin objektif olabilmesi zordur. Bunun yanında kişinin önyargılarının esiri olmadan düşünüp hareket etmesi aslında zor gibi görünmesine karşın oldukça basittir. Önemli olan kişinin karşısındakilere açık davranabilmesidir. Bu şekilde davranan bir kişinin bulunduğu ortama göre düşünmesine ve hareket etmesine gerek kalmaz. Açıklık ve dürüstlük herkesin her fırsatta söylediği tumturaklı laflar olmaktan çıkıp bir yaşam biçimi olmaya başladığında ilgili kişi artık karşısındakinin kariyerine bakmaz. Karşısındaki kişi kim olursa olsun eğer doğruyu söylemiyorsa ve içinden pazarlıklı davranıyorsa o kişinin kim olduğuna değil nasıl davrandığına bakılır. İlgili kişi uyarılır, eğer anlamazsa yeri geldiğinde şiddetli bir şekilde eleştirilir. Eğer hala anlamıyor gibi duruyor ve size boş ve anlamsız bir şekilde bakıyorsa gerekli sözler kafasına çivi gibi çakılır.

Sitelerini bağımsız olarak göstermeye çalışan bu kişiler yeri geldiğinde aralarında anlaştıklarından farklılı davranarak ipin ucunu bazen kaçırmakta ve ağızlarından bazı ilginç sözler bir anda dökülmektedir. Daha önceki yazılarımda da belirtiğim gibi üst kimlik durumu açıklamasında içlerinden birinin dayanamayıp ( ki bu kişi her konuda öne atılmaya pek meraklıdır ) üst kimlik konusuna bir anda kesin ve net bir açıklama getirmiştir.

” Bu söylediğiniz mümkün değil…

Elmakurdu diğer site / forumların üst kimliğidir…

Gerekli açıklamayı Ahmet yapacaktır… “

Selçuk Yılmaz.
Tarih: 09 Mayıs 2007 Çarşamba
İlgili Link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-May/009911.html

Bu açıklama sanırım kişilerin üst kimlik konusunda perde arkasında nasıl bir karar aldıklarının açık bir örneğidir. Şimdi buna birileri çıkıp:

- Selçuk şakacı bir kişidir. Bu da yaptığı şakalardan biridir…

dese ve buna da herkes inansa diye düşünebilirmiyiz sizce. Düşünsek mi acaba…?
Bu arada daha öncesinde büyük patronlarının konuya benzer bir yaklaşımla hatta ” isimli sitelerimize ” diye belirttiği bir yazıyı da burada belirtmek sanırım konuya biraz daha açıklık getirecektir. ( Yazı uzun, konu dışı şeyler de var. Konuyla ilgili olan kısmı alıntı olarak aldım. )

… “Siz de çok sıktınız canım” diyen, forum tadı arayan, sabah yediği

şeyi tartışmak isteyen herkesin isteklerine saygımız sonsuz olup

camiamızın diğer tartışma ve paylaşma platformlarını tavsiye etmekten

geri durmuyoruz. Sahi, bizim http://www.elmasuyu.net, http://

www.turkmac.com ve http://www.turkmacforum.com isimli sitelerimize de

kaydolmayı denediniz mi?

Ahmet Karakurt
Tarih: 13 Şubat 2007
İlgili link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-February/007996.html

Ne güzel açıklama yapmış. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az modunda… İlgli kişi bu anlamlı yazısından sonra büyük emek verip hazırladıkları ve sonrasında ise Bilkom’un gördüğünde sarsılacağını “ Vay bee…” diyeceğini düşündüğü senaryosunun ise ünlü üstadımız Ahmet Karakurt’un kaleminden çıktığını kendisinden duyduğumuz Oscar’a aday videolarının yayınlanmasından sonra kendisine bağlı olan sitelerin duruma kayıtsız kaldığını görünce aralarında yazıştıkları e-light mail listesinde şu ünlü uyarısını yapmıştır.

-hüseyin. elmasuyu ve adobebeğitim’de yok bu filmlerle ilgili haber. uyumayın…

Ahmet Karakurt.
Tarih: 28 Aralık 2006

Kendilerini Bilkom’un akıl hocası konumuna getireceğini düşündükleri videoları izlediğimizde bilgisayarın karşısında öncesinde donup kalmamak ve sonrasında ise gülmemek için kendimizi zor tuttuğumuzu hatırladığımda arkadaşların bulundukları konum gereği kendi işlerini yapmaları dururken bu tür bir işe girişmelerine ve bunu da süper zekalarıyla beceriksiz bir şekilde hazırlamaları beni nedense hiç şaşırtmadı. Yazık… Nereden nereye. Üç sene önce Bilkom ile yaptıkları bir toplantıda ağzına geleni söylediğini düşünenler bu gün yaranmak için ne yapacaklarını nasıl davranacaklarını şaşırmış durumda olabiliyorlar. Hatta bunu kendilerinin sitesi olduğunu kendi ağızlarından herkese duyurmakta hiç bir çekince duymadan ve sonrasında özelden fırça çeker gibi bir yazıyla yapabiliyorlar. Buna karşın zevahiri kurtarma telaşında olan diğer beyler ise mevcut duruma çözüm bulmak yerine hala ” Biz bağımsız bir siteyiz ” diyerek kendilerini ve karşılarındakileri kandırdıklarını sanıyorlar.

Hatta içlerinden biri ( ki bu kişi benim en çok karşı çıktığım kişiler listesinin üst sıralarında yer alır ) Bilkom’un yapmış olduğu geri alım kampanyasına üstün zekasıyla bir bakış açısı sunuyor…

” Ben konuya başka bir açıdan bakayım..
Eski modelin ederi 1500 Avro olsun.
Talep ettiğiniz modelin ederi ise 2500 Avro diyelim.

Bilkom’un kazandığı sıcak para 2500 – 1500 = 1000 Avro.
Elinde de eski model bir Mac modeli bulunuyor. Bunu da kar etmeden
elinden çıkarmalı ki kazıkçı etiketi yemesin. Böylece kasasına 1500
Avro farklı yollardan girecek ve zarar etmemiş olacak.

Kampanya taleplerimiz doğrultusunda bu şekilde olduğunda, Bilkom’un
elinde yığınla eski model Mac olacak. Bu durumda en akıllıca hareket
sanıyorum bağış yapmak olur. Apple’a postalayıp tahsilat yapamaz diye
düşünüyorum :)

Bu durumda 2. El modelleri en ucuz yoldan geri alma yoluna gitmesi
bence normal. Böylece yeni modeli satarken sıcak para kaybı minimum
olacak. O vakit, ucuza aldığı modelleri bağış yaparak artı karizma da
sağlayabilir.

Bence normal deyişim Bilkom’u haklı çıkarmak adına değil. Ticari
açıdan bakıldığında, geri alma kampanyalarında senaryo hep aynı olur.
Beyaz Eşya satışlarındaki benzer kampanyaları hatırlayın.

Neyse, aklı olan kullanır aklını bu durumlarda :)

Kazım Taşkın
Tarih: 6 Nisan 2007
İlgili Link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-April/008788.html

Güzel bir bakış açısı. Takdire şayan bir düşünce biçimi. Bu arkadaşlar bu düşüncelerle sanırım önümüzdeki yıllar iyi yerlere geleceklerinin planlarını şimdiden yapmışlar anlaşılan. Plan yapmak öyle basit bir iş olmasa gerek neyi ne zaman ve ne şekilde gerçekleştireceklerinin planlarını ince ayrıntılarına kadar yapan bu arkadaşlar önümüzdeki süreçte gelmek istedikleri yeri Yavuz Kaynar’ın e-light yönetim listesine ” Sitelerarası Koordinatör ” olarak kabul edilmesini kendisine anlattıkları bir Cumartesi günü Kervan Cafe’de aklımda kaldığı kadarıyla şu şekilde belirtmişti ünlü filozofumuz Ahmet Karakurt…

- Bundan sonra önümüzdeki süreçte işin ön yüzünden çekilip, kurumsal eğitim konusuna ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Bu anlamda bizimle birlikte olan arkadaşlar da gerekli kazancı elde edeceklerdir….
( Sözler birebir değildir. Aklımda kaldığı kadar kısmı budur. Beynimin bir HD olmadığı varsayılırsa bu da normaldir.) Daha sonrasında bu konuma gelmek için adım adım hazırladıkları planı gerçekleştirme durumunda bir süreci başlatmışlardır. Bu durumu kendi mail-listlerinde konuyla ilgili bir başlıkta da şu şekilde belirtmişlerdir:

” Evvelden Hayati Şentürk hocamız gayet güzel yapardı bu işi. Bilkom’a
geçtiğinden beri yapmıyor.

Melih Sancar da bu eğitimleri Bilge Adam çatısı altında (belki şahsen
de, bilemiyorum) veriyor öteden beri. Ben ve Devrim Gümüş de Nisan
ayında Bilge Adam’da Kurumsal Eğitmen statüsüyle sözleşme imzaladık.
Yani daha evvel Bilimer çatısı altında yaptığımız işi Bilge Adam’da
devam ettireceğiz.

Ayrıca Ceyhun Akgün, yıllardır hem bireysel hem de çeşitli eğitim
kurumları işbirliğiyle bu dersleri vermektedir. Sanırım o da
Bilimer’le bu çerçevede bir anlaşma imzaladı. Yine aynı kurumda bir
de Halid Özgür var tecrübelilerden.

Şimdii, madem şahsa değil de kuruma istenilen bir eğitim, ben
yerinizde olsam gözüme bir eğitmen kestirip bağlı olduğu kurumla
irtibata geçer ve bu eğitimi oradan talep ederdim. Melih de, Devrim
de, Ceyhun da, Halid de rüştünü ispatlamış eğitmenlerdir.

Ucuz olsun derseniz, kurumsal çözümleri bir kenara bırakıp Zafer
Emecan gibi ukalanın önde gideni biriyle anlaşıp işi bitirebilirsiniz
de :) Tabi adamın talip olması lazım önce.

Muhakkak ki başka bilen ve bu dersi verebilecek birileri daha vardır
aramızda. Benim tanıdığım isimler bunlardır. “

Ahmet Karakurt
Tarih: 15 Mayıs 2007
İlgili Link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-May/010170.html

Bilginin evrensel, yardımın karşılıksız, bilgi edinme hakkının ise bedelsiz olması durumu düşünüldüğünde bu arkadaşların konuya yaklaşım biçimi, düşünce yapılarının ne olduğunu ve kendilerini Kullanıcı Grubu olarak lanse etmelerinin aslında koskoca bir balon olduğunu göstermesi açısından bu yazı sanıyorum iyi bir örnek. Yazı örnek alınmalı ama ilgili kişiler hiç bir şekilde örnek alınmamalıdır.

Önümüzdeki süreçte kurumsal eğitim hizmeti vererek iyi bir mevki ve çok para kazanmayı kendilerine hedef olarak belirlemiş bu arkadaşlar, sitelerinin giderlerini de bu durumdan nemalanacağını üstü kapalı da olsa söyledikleri kişilerle paylaşmadan geçemiyorlar. Yazdığı bir yazıda ünlü filozofumuz bu paylaşma isteğini ve daha öncesinde paylaşımda bulunmuş olan kişi ve kurumları şöyle belirtiyor:

” Velhasılı kelam, arzu ederseniz bu gidere katkıda bulunabilirsiniz.
Bunun kesinlikle bir mecburiyet olmadığını, katkıda bulunup
bulunmamanın alacağınız hizmete hiç bir etkisi olmayacağını tekrar
hatırlatarak sözlerimi noktalıyorum. Geçen yıl katkıda bulunan
arkadaşlara herkes adına bir kez daha teşekkür ediyorum. İşte geçen
yıl katkıda bulunan cengaverlerin listesi:

 

Uğur Kır
Elmasuyu.net
Hayati Senturk
Sefa Karahan
Gökay Beyazıt
Hakan Savaşer
Melih Sancar
Nurcan Abacı
Aydin Yulug
FatihTanyu
Murat Gazioğlu
Selahattin Uyanık
Faruk Er
Metin Karakaya

Katkıda bulunmak isteyen arkadaşlara paranın nakil adresini özelden bildireceğiz. “

Ahmet Karakurt
Tarih: 22 Mayıs 2007
İlgili Link: http://lists.elmakurdu.org.tr/pipermail/elmakurdu/2007-May/010503.html

İşin gerçeği ne için para topladıkları beni ilgilendirmiyor. Konunun beni ilgilendiren kısmı kimlerden aldığı. Listede bir isim benim ilgimi çekti. Cengaverliği bağımsızlığıyla taçlanmışların ismi “ Elmasuyu.net “.

- Seni ne ilgilendiriyor kardeşim para bizim değil mi? İstediğimize veririz. Canımız isterse de sokağa atarız…

diyebilirler… Doğru para onların istediklerini yapabilirler. Ben işin o yönünde değilim. Benim için önemli olan bağımsızlık nutukları atanların kimlere ne şekilde bağımlı olduklarının ortaya çıkmasının sonrasında hala utanmadan sözlerini tekrarlamalarıdır.

- Beyler… Hani siz bağımsızdınız. Yoksa benim bağımsızlık anlayışımla sizinki farklı şeyler midir?

- Para verin…. Peki abi.
- Videoyu yayınlayın uyumayın… Tamam abi.
- Bundan sonra vereceğiniz seminerleri bizden habersiz yapmayın… Emredersin abi.
- Bize karşı çıkanları ve bize karşı konuşanları susturun… Hemen abi.
- Bakın bunları yapmazsanız biz de sizi bir takım yerlere önermeyiz, sizi bünyenin dışına çıkartırız. Sonra ortada kalırsınız… Aman abi…

Buyrun size bağımsızlık misyonu, manifestosu, vizyonu ve hatta bu duruma uymayanları ise kendi bünyelerinden kazıma operasyonu. Sizlerin Macintosh Kullanıcı Grubu bağımsızlık anlayışınız buysa ben o yapıların içerisinde olmamayı yeğlerim.

Birbirlerine bir zincirin halkaları gibi eklemlenmiş, kişisel menfaatlerini herşeyin üzerinde tutan bu şahıslar bir camianın önder kişileri olduklarını her fırsatta, her zaman ve her yerde söylemekten çekinmediklerini yazdıkları yazılarda açıkça belirtiyorlar. Ben burada alıntı olarak kullandığım bu yazıları bir tarafımdan uydurmadım. Yaptığım sadece aradaki boşlukları doldurmaktır. Kendi mantığım doğrultusunda bu boşluk doldurma işini de iyi yaptığım düşüncesindeyim. Amacım kişilerin kendilerinin ne düşündüklerinden öte bu camiaya olan zararlarını ortaya sermektir. Yoksa konuda ismi geçen kişilerle şahsi herhangi bir alıp veremeyeceğim bir konu yoktur. Amaa bu şekilde düşündükleri ve davrandıkları sürece her dönem ve durum karşısında beni karşılarında bulacaklarını bilmeleri gerekir. Birbirleri içerisine bir şekilde geçmiş olan ve sonrasında ise ilgili distrübütöre yalakalık moduna girmelerine yol açan kişisel düşüncelerine kesinlikle karşıyım. Aklı başında olan her kullanıcının da benim gibi düşüneceğini olan inancım sonsuzdur. Duruma dışarıdan bakıldığında “ bu kadar da olmaz ” dedirtecek türden daha pek çok davranış biçimi, söz ve yaklaşım şeklinin olması ne yazık ki bu kişilerin hala bu camianın içerisinde sanki hiç bir şey olmamış gibi dolaşmaları ve sözde onları destekleyen bazı kendini bilmez yalaka ve tetikçilerinin bulunması hiç bir zaman beni ve benim gibi düşünenleri bulundukları düşünce şeklinden vazgeçiremez. Bilgi edinmeyi kendi çizdikleri sınırlara mahkum etmeye çalışan, daha fazlasını ise size para karşılığı veririz düşüncesini hiç çekinmeden herkese duyuran, verdikleri yanlış bilgiler sonrası zarar görenlerin zararlarını gidermek yerine başkalarına kazanç kapısı açmaya yönlendiren bu ve bunun gibi düşüncelere sahip herkes bir şekilde bizim gibi düşünen kişileri karşılarında her dönem bulacaklardır. Şakşakçılığın ve yalakalığın kimseye bir yararı olmaz. Gerçeklerin ortaya çıkması için elimizden geleni yapacağız. Camianın içerisinde kendilerine yer bulmuş olan bu üçlü sac ayağı yapıların ( Elmakurdu, Turkmac ve Elmasuyu ) gerçek yüzlerini ortaya sermekte hiç bir şekilde tereddüt göstermeyeceğimizi herkesin net bir şekilde bilmesini istiyoruz.

Saygılar…


01
Ağu
07

Kayıp Yazılarım – 3

Bir süredir araya giren başka konular nedeniyle ve anlamsız olduğu düşünülen ama aslında bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerektiği düşüncesiyle yazdığım yazılarla ElmaSuyu Kullanıcı Grubu sitesinden neden uzaklaşma gereği duymaya başladığım yazısını bir kenara itmek durumunda kalmıştım. Sürenin uzamaması ve araya sürekli başka konuların girmesine izin vermemek için konuyla ilgili bu son yazıyı da yazıp gizli kalmış ve açıklamak konusunda kimsenin hiç bir şekilde cesaret edemeyeceği kaygılarının esiri olmuş kişilerin hangi konulara nasıl bir bakış açısıyla baktıklarını ve sürecin hangi ara aşamalar sonucu bu noktaya geldiğini ortaya sermek gerektiğini öyle bazı kişilerin her zaman olduğu gibi sallama yazılarla sürece sözde bakış açılarının ve kendilerince getirmeye çalıştıkları yorumların aslında birer balon olduğunu ortaya sermeden sonuca ulaşamayacağımızı düşünüyorum. Hoş ulaştıracağımız sonuç sonrası bu kişilerin kendi düşüncelerini terk edip olması gereken doğru bir düşünce yapısına geleceklerini kimse sanmasın. Yürüdüğü yolu doğru sanan hesap vermek noktasında ise süt dökmüş kedi modunda olan, hatta onun da ötesine geçmek için neredeyse birbirleriyle yarışan bu şahıslara her ne kadar ” Seni ciddiye bile almıyoruz ” türünden hamaset kokan sözleri olsa da yazdıkları yazılarda hiç te öyle davranmayıp korkularını ve dikkate alma derecelerini açık olarak okuyabiliyoruz. Şimdi korkulara neden olan duruma biraz da olsa değinelim.

22 Aralık 2006 tarihinde site üzerinde yeni bir forum biçimine geçilmesinin ortaya çıkması ve Joomla güncellemesi sonrasında “SOHBET” alanının çalışamaz duruma gelmesi ve olaya karşı çıkışımız sonrasında sitenin teknik işlerini yürüten Özkan Özcan’ın durumu açıklayan yazısında:

Arkadaşlar

joomla üzerinde çalışan  bulduğumuz ve bilinen tüm çet zımbırtılarını denedik
ve üzülerek söylüyorum ki maalesef hiçbirinden verim alamadık. Hiçbiri çalışmıyo.
Sadece biri çalıştı onunda bi ton sorunu var uğraşmaya değmez
yani kısaca artık elmasuyu.net üzerinde çet yok
forum ve özel mesaj kullanılmasını tavsiye ediyorum

özkan

bu duruma hemen karşı çıktık. Bu tür bir şeyin olamayacağını ve “SOHBET” durumundan asla vazgeçilmemesinin gerektiğini sohbet alanının sitenin görünen önemli bir arayüzü olduğunu ve sohbet alanından vazgeçmek yerine forumdan vazgeçilmesi gerektiğini belirttiğimde:

Konuya kendisini taraf olarak görmeye meraklı Hüseyin Usta arkadaşımız 26 Aralık 2006 tarihinde yönetimin mail-listine şu yazıyı atmıştır…

güvenlik sorunu olan modül kullanılamaz macco anımsatacaktır eskidende böyle bir chat modülünde benzer açığımız olmuştu herkes birbirininin adına konuşur olmuştu… bununla kalsa neyse yapılabilecekler….. -ki yapılmıştı bizde başka bi yerde yapmıştık :) …. güvenlikli olabilecek şekilde sohbet ayrı veya aynı yerde bi şekilde ayarlanır… lakin şu at gözlüklerinizi atın bi kenara…

forumu feda ederim ne demek ?

topu topu 10-15 adamın zaten konuştuğu yer… forumda yazıp sohbetten selam vermeyen niceler geldi geçti….. böyle saçma bir kıyas nasıl yapıyor neye göre yapıyorsunuz…. sohbet bizim samimi yüzüm olduğu kadar sıkıntılı bir yapımızdır… ön planda gözükür olmasıyla… çünkü tonla gerzek sohbetten kızlara bakıp geliyor en kaba örnek.. bunun daha mug sal ruhsal nedenlerini hiç yazmayam uzun uzun…. tonla adam sohbetteki kaynaşmadan gruplaşma yabancı hissetme kendini sıyırma durumuna geldi… 3 yıldır bu odaklı kaç kullanıcı mail veya birebirde aynı şeyi dedi…. ki sizlerede sık sık söylediğim şeydir…..
bunun kıyası olmaz bile…. iki şeyi birbiriyle anlamsızca kıyaslamayın……
sohbet için öyle veya böyle kullanıcılara bi ortam yaratılır çözüm yolu bulunur özkan ve macco bakıyorlar işte…. en kötü ihtimal ayrı açılan bi java chat konulur irc serverdan çalışan tonla gerçek chatin olduğu gibi….
bekleyelim bakalım ilgililer ellerinden geleni yapmaya devam etsin…

HuStA

Bu mail sonrasında duruma hangi bakış açısıyla baktığı ortaya çıkan bu arkadaşımıza bu hemen bir karşı yazı yazdım:

Selam,

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Şu “Siz, sız, sınız, sunuz, dunuz.” takılarını bıraksan diyorum.
Yazdıklarım yalnız beni bağlar. Siz’li biz’li yada Sunuz’lu bir durum yok.

İşin başından bu yana sürekli konuştuğumuz bir durum var. Ama anlaşılmaz bir şekilde hala söylenenlerin tersine bir şekilde bazı dönemlerde açıklamalar yapıyorsun. Sitenin yeni yapısına kavuşturulması döneminde biz değilmiydik SOHBET bölümü sitemizin görünen samimi yönü olacak diyen. Eğer ki bu tür düşüncelerin vardı niye o zaman söylemedin. Ayrılıkçı terörist muamelesi yapılması artık baydı. Ben düşüncemi söylüyorum. Kabul edilir yada edilmez. Edilmezse de artık yapılacak bir şey yoktur. Sözün orasını burasını çekiştirmenin bir anlamı yok. Rahatsız olan çıkar söyler. Unutmamak gerekir ki bugün şu kadar aktif üyemiz var denebiliyorsa o kişilerin bir kısmı aynı zamanda SOHBET bölümünde de aktif.

Site üzerinde kesinlikle gruplaşma anlamında herhangi bir durum yok. Kendisini olmayan durumun olmamış şekli dışında hisseden kişi varsa eğer o kişiyle konuşur ve durumun öyle olmadığını anlatırız.
Ayrıca durumun Mug yönüne falan hiç girmeyelim.
Durum budur.

Saygılar…

Gelişen süreçte ısrarlarımız ve bu arkadaşların ( Özellikle de nedense anlayamadağım bir şekilde Özkan Özcan’ın sürekli karşı çıkması ) ama bizim bu iş olur türünden açıklamalarımız ve gayretkeş çabalarımız sonrasında daha öncesinde planlandığı anlaşılan ama karşı çıkışın şiddetinin yükselmesi sonrasında sohbetin site üzerinden kaldırılması düşüncesinden bir anda vazgeçildi. Nedense sanki kendileri kalmasını istemiyorlarmış gibi bir havaya bile girildi. Bu arada Yavuz Kaynar arkadaşımızın blöf istifasının da bu konuda belirleyici bir durum oluşturduğu düşünülebilir. Kapalı kapılar arkasında nelerin olduğunu bazen benim bile bilemediğim kafa bulandırıcı suçlamalara muhatap olma durumum nedeniyle bazen bu yönetimin içerisinde başka bir üst yönetimin olduğunu bile düşündüğüm olmuştur. Gelişen süreç bunda da haklı olduğumu gösterdi. Kendi kafamıza uyanları bir kenara çekelim onlarla ayrıca görüşelim durumunun oluştuğunu düşünüyorum. Yazdığım yazılar ve konuştuğum sözler bazı arkadaşların nedense hiç bir zaman hoşuna gitmedi. Sürekli paranoyak suçlamalarına muhatap olmam da cabası. Aslında duruma genel bir bakış açısıyla bakıldığında kimlerin gerçek anlamda ” Paranoyak ” olduğu açık ve net bir şekilde görülebilir. Asıl amaçlarını gizleyen ve sürekli ” Önceden verilmiş sözlerin olduğu ” gibi her sıkışıldığında belirtilen bir yaklaşım biçiminin paranoyaklığın da ötesine geçip adeta sitenin birilerine yamanması durumunun belirtilerinin kendisini hissettirdiği bir dönemde ortaya çıkan seminer durumu ve sonrasında konuyla ilgili tartışma ortamı ve sohbet üzerinden yapılan tartışma ile tarafların kendi düşünce ve yaklaşım biçimlerini kimlerden yana koyacağını da iyice göstermiştir.

Yaşanan tartışma sonrasında içerisinde bulundukları ama bunu bir türlü sitenin üyelerine açıklamak gereğinden kaçtıkları ElmaKurdu üst yönetimi içerisinde üstlendikleri görevleri ve sorumluluklarını bana dahi açıklama gereği duymamışlardır. Yaşanan tartışma ortamında kendisiyle konuştuğum ve Turkmac Forum sitesinden atıldığımı bildirdiğim zaman Hüseyin Usta ile aramızda şu tür bir yazışma geçmişti:

abicim ne halt yersen ye kişisel…

herkese sittim senedir dediğim bu. ElmaSuyu grup murup tantanasına döndürme.
atmaları seviyesizlik aha bu kadar dallamalar :) ))))

Bu yazının sonrasında kendisine:

Selam,

Hustacım bak onlarda o yürek nerde? Sıkar biraz.
Onlar şu an Kernel Panic durumundalar.
Ben şu an bu hafta sonuna kadar beklemedeyim.
Yavuz rica etti. Bu hafta sonuna kadar bekle dedi.
Ben verdiğim söz üzerine duruyorum.
Hafta sonundan sonra bakıcaz.

İşin en komik yönü ne biliyormusun? Adamlar ip’yi banlamışlar.
Komikaze bir durum yani. Ama bilmiyorlar ki korkunun ecele faydası yok….:))))))
Sakın sen araya girme.
Bu arada senden ricam seni benim için arayan o 20 kişi kim?
Onların bana isimlerini ver bakalım kimmiş onlar merak ettim.
Yalıycam onları da o bakımdan….:P

Saygılar…

bu yazdığım yazıdaki önemli nokta ” Sakın sen araya girme ” şeklindeydi. Ama kendisine bunu ısrarla belirtmeme karşın ve yaptığımız telefon konuşmalarında da üzerine basa basa bu durumu rica etmeme karşın kendisi gidip Turkmac Forum sitesinde şu yazıyı yazdı:

Konu ElmaSuyu, Turkmac, ElmaKurdu çatışması vb. ilgisiz noktalara ulaştığı için ilgili kişilerden yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için müdahale edilerek forumun kitlenmesi, silinmesi gibi işlem yapılmasını rica edeceğim.

Böyle bir çatışma asla olamaz yöneticiler gelip geçici üyeler ve kurumlar esas olandır.

Hüseyin Usta
ElmaSuyu Yöneticisi.
22 Şubat 2007 Saat: 12:36

Yazdığı bu yazıyı okuduğumda acı acı güldüğümü hatırlıyorum. Sahip olduğu kaygıları bir yerlere yansıtmak adına beraber yola çıktığını söylediği kişileri nasıl da satacak bir nitelikte olduğunu göstermesi açısından güzel bir yazıdır bu. Aman patron kızmasın mantığı çerçevesinde satır arasında ” yöneticiler gelip geçici ” sözünü hiç çekinmeden yazabilmektedir. Herkese mavi boncuk dağıtma düşüncesini kendi üzerine güzel bir kimlik olarak giydiğini sanan bu kişi yazdığı yazıların sanıyorum anlaşılamayacağını veya o karmaşada arada kaynayacağını düşünmüş olacak ki hiç çekinmeden yazdığı bu yazı sonrası pişkinliklerine devam etmekte herhangi bir çekince göstermemiştir. Fakat unuttuğu bir şey var. Satıraralarını okumak gibi bir özelliğimin olması. Aslında mesaj açık ve net olarak ortaya yazdıklarıyla çıkıyor. Ortam sakinleşsin toz bulutları dağalsın göreceğiniz manzara güzel ve sakin olacak. Biz bu arada yapacağımızı da yapmış olacağız. İlgili yönetici kişi gider ve siz de rahatlarsınız. Ama şimdi ortamı rahatlatmak için siz de şu forum konusunu ya kilitleyin ya da silin. Rahatsız oluyorum arkadaşlar demek istiyor. Bu tarihten başlayarak artık bu site içerisinde kalmanın hiç bir anlamının olmayacağı açıkça ortaya çıkmıştır.

Halbuki ortada dönen bütün dolaplara kayıtsız kalıp bulunduğum yeri korumak adına davransaydım şu an ElmaSuyu yönetiminde rahat bir şekilde kasım kasım ortalarda dolaşıyor büyük bir olasılıkla da ElmaKurdu e-light listesinde etkin bir konumda oturuyor olabilirdim. Fakat bunu yapmadım. Rahatsız bir kişiliğim olması ya da huzursuz bir yapıya sahip olmam nedeniyle değil ortada dönen dolapları hazmedemediğim en önemlisi de haksızlığı kabul edemediğim için karşı bir duruş gösterdim. Sözde bağımsız olduğunu söyledikleri bir siteyi ve onun üyelerini başka yerlere payandalamak düşüncesinde olan kişilere karşı kendimce başlattğım bir mücadeleyi zaman oldu artan bir şekilde, zaman oldu yapıdan gitmeyi düşünür bir şekilde kendimce sürdürmeye çalıştım. İşlerin içinden çıkılamaz duruma geldiğini hissettiğimde ise hiç bir şekilde yılgınlığa düşmeden kararlı bir şekilde karşı duruşumu devam ettirdim. Hatta Hüseyin Usta’nın ElmaKurdu hakkındaki düşüncelerini belirttiği bir yazıya yazdığım karşılık sanırım bu tür kişiler için ne düşündüğümü belirten güzel bir örnek olması açısından burada belirtilmesi gerekir.

Selam,

Konuya  Hah hah haaaa…. yani gülerek başlarsam sanırım kimse alınmaz.
Gülerek başlamamdaki amaç anlatılan durumun tuhaflığı ve benim bu durumun
sonrasında oluşacak olanı gördüğümde yüzümün aynadaki alacağı şekli şimdiden
görmemden kaynaklanıyor.

Siz de biliyorsunuz ki iki ayak üzerinde duran herkesin insan olmadığı gibi düşünen her canlı da alim olmaz.
Örnek: iki ayak üzerine duran tavuk, düşünen hindi.

Bundan bir süre önce adamın birine bir yerde oturmuş konuşulurken şunu şöylemiştim.
- İçerisinde bulunduğunuz yapı homojen bir yapı değil bir kere. Homojen olmayan hetorojen olan bir yapıda bulunan kişiler (ki bunların bir çoğu da kendini düşünmekten başkalarını düşünemez durumdalar) ancak birbirlerinin üzerine basarak ve altındakileri ezerek, küçümseyerek bir yerlere gelmeyi
kendilerine temel düşünce edinmiş kişilerdir. Ben bu tür kişilerle sıçmaya bile gitmem. Hatta bu kişilere arkamı bile dönmem. Döndüğüm zaman ise onlardan en az birinin beni arkamdan hançerleyeceğini bilirim.

Buyrun…. Kehanetin kendisinin kahini aştığı bir durum. Aslında bunları görmek için kahin olmaya falan da gerek yok. Ne yazıkki bazı insanlar o kadar küçük hesapların peşinden koşmaya alışık olduklarından önlerinden geçen yaşamın kendisini bile görmeye zaman bulamıyorlar. Yaşam denen şey koskoca bir trene binmiş önlerinden geçiyor ve onlar otladıkları küçük hesaplardan
başlarını kaldırıp geçen trene bakma cesaretini bile gösteremiyorlar.
Bu tür insanlarla aynı ortamda bulunmak insanı hiç bir yere götürmez. Aksine bulunan kişi kendisinden sürekli bir şeylerin gittiğini ve yerine hiçliklerin geldiğini görmeye başlar.

Matrix filmindeki Neo’nun gerçeği gördüğünde aldığı tavrı almak için duruma konunun biraz dışına çıkıp bakmak yeterli.

Bu şekilde bir karar alman herkesten önce beni mutlu etti.
Ben anlamam öyle bürokratik geri zekalılık modlarından. İstişareymiş. Yerim ben onların istişare kurullarını. Devlet dairesi mantığıyla kullanıcı grupçuluğu oynayanlar yakında hanyayı konyayı görecekler.
O zaman onların bitişinin başlangıcı olacak. Kafalarına dank eden şeyin Newton’un Elması değil de yaranmaya çalıştıkları yerlerin kazığı olduğunu anladıklarında ve satmaya gönüllü oldukları etrafındaki üç beş
kişinin ise kendilerine hangi yüz ifadesiyle baktığını gördüklerinde ise tarihin derinliklerine gömülmüş birer kişi olarak ortalarda ne yaptığını bilmez bir şekilde dolaşıyor olarak bulacaklar.

Batan geminin güvertesinde dururken ” Ben nerede hata yaptım” diye düşünen kişilerin kimseye artık bir yararı olmayacak. Aslında önceden de olmamıştı. Oluyor gibi görünen şeyin ne olduğunu anlatılanları iyi bir şekilde dinlemesini bilen kişi net bir şekilde kavrar.

Tekrar söylemek ve özellikle belirtmek istiyorum. Bu karara varman ve bunu bir an önce uygulaman herkesten önce beni mutlu edecektir. Değerli dostum Hüseyin…

Saygılar…

Konunun ne olduğunu merak eden kişi veya kişiler Hüseyin Usta ile görüşüp konunun ne olduğunu kendisine sorabilirler. Bakalım size konunun ne olduğu konusunda ne söyleyecek. ( Alamadığı bu karar için de eminin beni suçlayacaktır.)

Sonuç alarak iki yıla yakın belki de aşkın (çetelesini tutmadım) bir süredir ElmaSuyu sitesinde bulunduğum yeri geldiğinde sıradan bir üye, yeri geldiğinde siteyi savunmak konusunda eminim sitenin sahibi olduğunu söyleyenlerden daha etkin bir şekilde savunduğum bu yapıyı artık terk etmemin zamanı gelmişti. Yönetimin mail-listine yazdığım istifa yazısında durumu net bir şekilde ikinci kez belirttim. Sonrasında yönetimden ayrılmak öncelikli olarak yazdığım bu yazıya ” Seni değil yönetimden bu sitenin tarihinden bile kazıyacağız ” türü bir yaklaşım sergileyen ve daha öncesinde Yavuz Kaynar arkadaşımıza belirttiğim ” Bak beni en kısa sürede bu siteden atacaklar haberin olsun ” sözüne kendisinin her zamanki işgüzarlık sözlerine de hiç bir zaman inanmadım. ” Ben bu sitenin yönetiminde olduğum sürece seni bu siteden atamazlar ” Evet atamadılar. Kazıdılar… Çünkü ilgili arkadaşlarımız yaşamı ” Kazı Kazan ” şeklinde algılıyorlar. Unuttukları bir şey var ki ben öyle ha dendiğinde kazınacak türden bir kişi değilim. (Sitelerinin Galeri bölümünde hala benim resimlerimi yayınlıyorlar.)Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Ben ilgili kişiliklerin beni sitelerinden kardeşimin yazdığı yazılara ve kendisine sahip çıkmamı da bahane ederek attıklarını biliyorum. Konu ciddiyet olunca ciddiyetsizliğin alasını forum alanında soru soran üyelere karşı göstermeyi marifet sanan bu kişilikler sorumluluklarının kendilerine hatırlatılmasından rahatsız olmuşlardır. Rahatsızlıkları içerisinde bulundukları ve amaçlarından her geçen gün uzaklaştıkları yapılarının onlara getirdiği psikolojik yansımanın bir sonucudur. Ciddiyetsizlik ne yazık ki bulaşıcı bir virüs gibidir. Tüm bunların yanında her iki sitede yazmış olduğum yazılarımın da silinmesi ( ElmaSuyu ve Adobeeğitim ) bardağı taşıran son damladır. Bütün olanları unutsam bile bilginin insanlardan esirgenmesini yaratan bu durumu yani bilginin katili olmaları durumunu hiç bir zaman unutmayacağım. Sırf bunun için bile bu insanları ne ben ne de tarih affetmeyecektir. Sorumluluklarının bilincinde olmayan ve sahip oldukları pozisyonun ciddiyetinde davranma becerisi bile gösteremeyen bu kişileri tarihin adaletine teslim ediyorum. Bizden sonra gelenler bu yazıları okuduklarında bu kişiler hakkında sanırım hiç te iyi şeyler düşünmeyecektir.

İlgili bu kişilerin kim olduğunu belki hala bilmeyenler vardır. Buyrun öğrenin…

Hüseyin Usta, Özkan Özcan ve Yavuz Kaynar…




Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.